"verba volant, scripta manent"

Anayasa Hukuku Pratik – İÜHF 2017 Vize Cevap Anahtarı
Anayasa Hukuku Pratikleri

Anayasa Hukuku Pratik – İÜHF 2017 Vize Cevap Anahtarı 

Anayasa Hukuku Pratik Çalışması PDF Linki:

Anayasa Hukuku Pratikleri – İÜHF 2017 Vize ve Cevap Anahtarı

Anayasa Hukuku Pratikleri sayfasında bugün çıkmış bir sınav sorusu ve cevapları var. Yazının sonunda linkini bulacağınız Anayasa Hukuku pratik çalışması, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2017 yılı Anayasa Hukuku Vize Sınavı ve Cevap Anahtarı. İÜHF’de dersler senelik olduğu için 1 vize ve 1 final var. Vize sınavında sadece ilk dönem konuları sorulduğu için, bu konulara ilişkin çok çeşitli soruları görmemizi sağlıyor. Final pratiklerini çözmeden önce mutlaka vize pratiklerine bakmak gerek. Cevap anahtarı da var! Kendi kendinize çözüp puan verebilirsiniz; çünkü buradan aldığınız puan kesin gerçek vizedeki puanınızla aynı olur…

Sayfanın başında ve sonunda indirme linki yer alan pratik çalışma, bir vize sınavı. Dolayısıyla final sınavları kadar kapsamlı değil ve her konuyu içermiyor. Yine de bir vize sınavı için gayet zor. Mobilden giren öğrencilerin de rahat okuyabilmesi için bu anayasa hukuku pratik çalışmasını doğrudan koyuyoruz.

ANAYASA HUKUKU PRATİK ÇALIŞMASI İÜHF 2016-2017 ANAYASA HUKUKU VİZE SINAVI CEVAP ANAHTARI

I. VARSAYIMSAL OLAY

15 Kasım 2017 tarihinde 200 milletvekili tarafından, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 42. maddesinde değişiklik yapılmasını öngören anayasa değişikliği önerisi TBMM’ne sunulmuştur. TBMM Başkanlığı tarafından önerinin öncelikle ve ivedilikle gündeme alınmasına karar verilmiş ve önerinin görüşülmesine geçilmiştir. Önerinin maddelerinin görüşülmesine geçilmesi için yapılan oylamada, 290 milletvekili kabul, 90 milletvekili ret, 15 milletvekili de çekimser oy kullanmıştır. Muhalefet partisi üyesi milletvekili (D), görüşülen önerinin bir anayasa değişikliği önerisi olduğunu, bu nedenle yapılan oylamada TBMM üye tamsayısının en az 3/5 oranındaki çoğunluğunun kabul yönünde oy kullanmış olması gerektiğini belirterek, Anayasa’nın ve TBMM İçtüzüğü’nün öngördüğü çoğunlukta kabul oyu çıkmadığı için yapılan teklifin reddedilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek, önerinin maddelerinin görüşülmesine geçilemeyeceğini öne sürmüştür. Buna rağmen TBMM Başkanlığı, oylamanın Anayasa ve TBMM İçtüzüğüne uygun olduğunu belirtilerek, önerinin maddelerinin görüşülmesine geçilmesine karar vermiştir. 17 Kasım 2017 tarihinde, değişiklik önerisinin maddelerinin görüşülmesi aşamasında yapılan oylamalarda, maddelerin her biri için aynı şekilde, 322 kabul, 25 ret ve 12 de çekimser oy kullanılmıştır. 20 Kasım 2017 tarihinde maddelerin tümü üzerinde yapılan son oylamada ise 370 kabul, 115 ret ve 8 de çekimser oy kullanılmıştır. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan değişiklik tasarısı 25 Kasım 2017 tarihinde Resmî Gazete’ de yayımlanmıştır. Anamuhalefet partisi, yapılan değişikliğin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla 30 Kasım 2017 tarihinde Anayasa Mahkemesine iptal davası açmış, Mahkemenin 2008 yılında vermiş olduğu aşağıdaki kararını da iddiasına dayanak göstermiştir:

“Anayasa Mahkemesi (…) kararları gözetildiğinde, Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan düzenlemenin, yöntem bakımından dini siyasete alet etmesi, içerik yönünden de başkalarının haklarını ihlale ve kamu düzeninin bozulmasına yol açması nedeniyle laiklik ilkesine açıkça aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini dolaylı bir biçimde değiştiren ve işlevsizleştiren bu düzenleme Anayasa’nın 4. maddesinde ifade edilen değiştirme ve değişiklik teklif etme yasağına aykırı olduğundan, Anayasa’nın 148. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen teklif koşulunun yerine getirilmiş olduğu kabul edilemez. Açıklanan nedenlerle dava konusu (kural) (…) Anayasa’nın 2, 4 ve 148. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.” r. (AYM, E.2008/16, K. 2008/116, K.t. 5.6.2008, R.G. Tarih-Sayı:22.10.2008-27032)

Soru 1) Olayda TBMM’nin kullanmış olduğu yetkinin niteliğini, kurucu iktidar kavramı bağlamında açıklayınız (10 puan)

Cevap 1)  Kurucu iktidar, anayasayı yapma ve değiştirme iktidarıdır. Asli kurucu iktidar yeni bir anayasa yapan, tali kurucu iktidar ise, yürürlükteki anayasa hükümlerine göre anayasayı değiştirme yetkisine sahip olan iktidardır. Anayasa değişikliği, mevcut yasama organı tarafından yürürlükteki anayasanın bir veya daha fazla maddesinin yürürlükten kaldırılması, değiştirilmesi veya anayasaya daha önce mevcut olmayan yeni hükümler eklenmesidir. (5 puan)

Olayda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 42. maddesinde yapılması öngörülen bir değişiklik önerisinden ve bu önerinin TBMM tarafından görüşülüp karara bağlanılmasından bahsedilmektedir. Bu işlem tali iktidar kurucu iktidar tarafından yapılan bir anayasa değişikliği işlemidir. Dolayısıyla TBMM’nin kullanmış olduğu yetki, anayasa değişikliği yapmaktan bahisle tali kuruculuk yetkisidir (5 puan)

Soru 2) Milletvekili (D)’nin ileri sürdüğü iddianın yerinde bir iddia olup olmadığını değerlendirerek, Anayasa değişikliği işlemi için olayda izlenen sürecin (yanlışlıkları da tespit ederek) aşamalarını, 1982 Anayasası’nda öngörülen ilgili hükümler ışığında izah ediniz (15 puan)

Cevap 2) Milletvekili (D)’nin ileri sürdüğü iddia, anayasa değişiklik önerisinin maddelerinin TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanmasıyla ilgilidir. (D)’ye göre, yapılan oylamada Anayasa ve TBMM İçtüzüğü’nün öngördüğü oy çoğunluğu sağlanamamış olduğundan önerinin görüşülmesine geçilmemelidir. Anayasaya göre (m. 175/2), Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesi ve kabulü, maddedeki kayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlere tâbidir. Anayasa değişiklik önerisi hakkındaki birinci görüşmenin başında, önce önerinin tümü hakkında yapılan görüşmenin ardından önerinin maddelerine geçilip geçilmemesine ilişkin oylama yapılır. Anayasa (m. 96) ve TBMM İçtüzüğü (m. 94) doğrultusunda TBMM tarafından yapılan uygulamaya göre, bu oylama basit çoğunlukla yapılır. Buna göre toplantıya katılanların salt çoğunluğu (fakat bu oylamada en az 139 kabul oyunun kullanılmış olması gerekir)’nun oyu önerinin maddelerinin görüşülmesine geçilmesi için yeterlidir. Olayda önerinin maddelerinin görüşülmesine geçilmesi için yapılan oylamada, 290 milletvekili kabul, 90 milletvekili ret, 15 milletvekili de çekimser oy kullanmış olduğu için oylama Anayasa ve TBMM İçtüzüğüne uygundur. Bu nedenle milletvekili (D)’nin itirazı yerinde değildir (5 puan).

Anayasada öngörülen usule göre (m. 175) anayasa değişikliği süreci “teklif”, “görüşme (karar)” ve “onay” aşamalarından oluşmaktadır.

Teklif aşaması; Anayasa uyarınca (m. 175/1) Anayasanın değiştirilmesi, TBMM üye tamsayısının en az üçte biri (184 milletvekili) tarafından yazıyla teklif edilebilir. Olayda değişiklik önerisi için Anayasa ve TBMM İçtüzüğü’nde öngörülen sayı şartının sağlanmış olduğu görülmektedir. Zira öneri 200 milletvekili tarafından yapılmıştır (2 puan)

Görüşme aşaması; Anayasaya göre (m. 175) Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler genel kurulda iki defa görüşülür. Bunun anlamı, Anayasa değişiklikleri hakkında ivedilikle görüşme yapılamayacağıdır. Bu nedenle ikinci görüşmeye birinci görüşmeden 48 saat geçmeden başlanamaz (TBMM İçtüzüğü m.93). Olayda birinci görüşme 17 Kasım 2017, ikinci görüşme ise 20 Kasım 2017 tarihinde yapıldığı için görüşme, iki defa görüşme şartı bakımından Anayasa ve TBMM İçtüzüğüne uygundur. Olayda TBMM Başkanlığı tarafından önerinin “öncelikle ve ivedilikle” gündeme alınmasına ilişkin bir karar alınmıştır. Öncelikle görüşme konusunda Anayasa ve TBMM İçtüzüğü’nde bir engel bulunmamaktadır. Ancak TBMM Başkanlığı Anayasa değişikliği önerisinin ivedilikle görüşülmesi yönünde karar alamaz. Anayasa değişikliği önerisinin ivedilikle görüşülmesine yönelik alınan karar ve bu doğrultuda yapılacak bir oylama şekil yönünden anayasaya aykırılık oluşturur. Görüşme aşaması birinci ve ikinci görüşme olmak üzere, iki görüşmeden oluşmaktadır.

Birinci görüşme sırasında önerinin tümü üzerinde görüşme ve teklifin maddelerinin görüşülmesi olmak üzere iki görüşme yapılır. Teklifin tümü üzerinde görüşme yapıldıktan sonra soru-cevap işlemi yapılır. Daha sonra maddelerin görüşülmesine geçilip geçilmemesi oylanır. Maddelere geçilmesi oylamasında, toplantıya katılanların salt çoğunluğunun (bu çoğunluk TBMM üye tam sayısının dörtte birinin bir fazlasından (139 oy) az olmamalıdır) kabul oyu gerekir. Olayda maddelerinin görüşülmesine geçilmesi için yapılan oylamada, 290 milletvekili kabul oyu kullandığı için bu şart da sağlanmıştır. Maddelerin görüşülmesi aşamasında her madde ayrı ayrı görüşülür ve gizli oyla oylanır. Anayasaya (m. 175/2) göre Birinci oylama olarak nitelendirilen bu oylamada her bir değişiklik önerisinin kabul edilmiş sayılması için TBMM üye tamsayısının en az beşte üçü oranında (330) oy alması gerekir. Ancak bir maddenin gerekli olan en az 330 oy almaması ikinci görüşmede oylanmayacağı anlamına gelmemektedir. TBMM İçtüzüğü (m. 94) uyarınca 330’un altında oy alan bir öneri ancak ikinci görüşme sonrasında tamamen kabul ya da reddedilmiş sayılabilir. Olayda önerinin maddelerinin görüşülmesinde maddeler 322 kabul oyu almıştır.

İkinci Görüşmede değişiklik teklifinin tümü üzerinde görüşme açılmaz. Bu görüşmede “maddeler hakkında verilen değişiklik önergelerinin görüşülmesi ve oylanması” ile “teklifin tümünün oylanması” olmak üzere iki aşama bulunmaktadır. Eğer maddeler üzerinde değişiklik önergesi verilmişse bu maddeler hakkında görüşme yapılır ve maddeler tek tek oylanır. Olayda değişiklik önergesinden bahsedilmediği için ikinci görüşmenin ikinci aşaması olan teklifin tümünün oylanması aşamasına bakılmalıdır. Buna göre önerinin kabul edilmiş sayılabilmesi için TBMM üye tamsayısının en az beşte üçünün (330 mv.) gizli oyuyla kabul edilmesi gerekir. Olayda maddelerin tümü için yapılan son oylamada 370 kabul oyu verildiği için değişiklik önerisinin kabul edilmesi için gerekli oy şartı sağlanmıştır (5 puan)

Onay aşaması; Bu aşama Anayasa değişikliği sürecinin son aşamasıdır. Anayasamız onay yetkisini Cumhurbaşkanı ve halk arasında paylaştırmıştır (m. 175/3). Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları, bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir. Değişiklik önerisi TBMM üye tamsayısının beşte üçü ile veya üçte ikisinden az bir oyla kabul edilmişse, Cumhurbaşkanı bu değişiklik kanununu tekrar görüşülmesi için TBMM’ne gönderme yetkisine sahiptir. Cumhurbaşkanı böyle bir değişiklik kanununu geri göndermez ise halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazete’de yayımlamak zorundadır. Şayet değişiklik önerisi TBMM üye tamsayısının en az üçte ikisi ile kabul edilmişse Cumhurbaşkanı bu değişiklik kanununu onaylayabilir veya halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazete’de yayımlayabilir. Olayda maddelerin tümü için yapılan oylamada değişiklik önerisi 370 kabul oyu aldığı için, Cumhurbaşkanının değişiklik kanununu onaylayarak Resmi Gazete’de yayımlaması Anayasa’ya uygundur (3 puan)

Soru 3) Anamuhalefet partisinin Anayasaya aykırılık iddiasını ve Anayasa Mahkemesinin yukarıdaki kararını, Mahkemenin anayasa değişikliklerindeki denetim yetkisinin kapsamı doğrultusunda değerlendiriniz (10 puan).

1982 Anayasasına (m. 148) göre, Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü’nün şekil ve esas bakımından Anayasaya uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil yönünden denetleme yetkisine sahiptir. Anayasa değişikliklerinin şekil bakımından denetimi için Anayasa Mahkemesine davası açma süresi, değişiklik kanununun Resmi Gazetede yayımından itibaren 10 gündür. (2 puan)

Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın gereken çoğunlukta yapılıp yapılmadığı hususu ile sınırlıdır. Gerekli görülen çoğunluk, Anayasada (m.96) öngörülen toplantı ve karar yeter sayısıdır. Anayasa değişiklikleri bakımından şekil denetiminin anlamı, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. (3 puan)

Anayasaya (m. 148) göre Anayasa değişikliklerinin şekil bakımından denetlenmesi, Cumhurbaşkanınca veya TBMM üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Anamuhalefet partisi meclis grubunun bu konuda dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Ancak partinin milletvekili sayısı anlamında beşte bir dava açma çoğunluğuna ulaşılmış ise, Anamuhalefet partisinin meclis grubu olarak değil, beşte bir oranındaki milletvekilleri olarak dava açılabilir. Bu çoğunluk sağlandığı takdirde, olaydaki durumda Anayasada öngörülen süre içinde şekil yönünden anayasa mahkemesine iptal davası açtığı görülmektedir. Zira ilgili değişiklik kanunu, 25 Kasım 2017 tarihinde yayımlanmış, dava 30 Kasım 2017 tarihinde açılmıştır. Mahkeme şekil denetimi yaparken, “ivedilikle görüşme” yasağına uyulup uyulmadığına bakacaktır. Olayda önerinin maddeleri hakkında ilk görüşme 17 Kasım 2017 tarihinde, ikinci görüşme ise, 20 Kasım 2017 tarihinde yapıldığından, her iki görüşme arasında 48 saatten fazla süre bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla ivedilikle görüşme yasağı bakımından bir aykırılık bulunmamaktadır (2 puan). Anayasanın açık hükmü gereğince anayasa değişiklikleri için esas denetimi yapılamayacağından, Mahkemenin esas denetimi talebini reddetmesi gerekir. Fakat, Anayasa Mahkemesinin olayda alıntılanan eski tarihli kararına bakıldığında; yapılan düzenlemenin, yöntem bakımından dini siyasete 4 alet etmesi, içerik yönünden de başkalarının haklarını ihlale ve kamu düzeninin bozulmasına yol açması nedeniyle laiklik ilkesine açıkça aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır” cümlesinden Mahkemenin aslında esas denetimi yaptığı görülmektedir. Fakat Mahkeme bu kararında devamla; Anayasa’nın 4. maddesinde ifade edilen değiştirme ve değişiklik teklif etme yasağına aykırı olduğundan, Anayasa’nın 148. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen teklif koşulunun yerine getirilmiş olduğu kabul edilemez” ifadesini kullanarak, 42. madde için önerilen değişiklik teklifini, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeler kapsamında değerlendirerek şekil yönünden anayasaya aykırı olduğuna hükmetmiştir. Mahkemenin bu içtihadı temel alındığında, bir Anayasa değişikliğinin teklif ve oylama çoğunluğu ile ivedilikle görüşme kapsamında yapılması gereken şekil denetimini, değiştirilmesi teklif edilemez maddeler kapsamında değerlendirmek suretiyle de yapabileceği söylenebilir (3 puan).


II. VARSAYIMSAL OLAY

13 ada devletinin bir araya gelerek oluşturdukları Adalar Cumhuriyeti Anayasası’nın bazı maddeleri şöyledir:

Madde 33- Adaların her birinden Halk Meclisine 20, Temsilciler Meclisine ise 4 temsilci seçilir. Her bir ada, iki meclisli yasama organında kanunların yapılması sürecine katılır.

Madde 40- Adaların kendi meclisleri, anayasanın verdiği yetkiler çerçevesinde kanun yapma yetkisini haizdir. Ada meclislerinin yapacakları kanunlar, her adanın ada halkı tarafından seçilmiş valisi tarafından uygulanır. Ada meclisleri yargılama yetkisi ile ilgili düzenleme yapamaz. Yargı yetkisi ve mahkemelerin işleyişine ilişkin kanunlar yalnız Halk Meclisi ve Temsilciler Meclisi tarafından düzenlenir

Madde 75- Seçimlerin kesin sonuçlarının açıklanmasını takip eden 360. günden itibaren, her bir adada yaşayan seçmenlerin 1/10’unun imzalı teklifiyle, Halk Meclisine veya Temsilciler Meclisine seçilmiş bir temsilcinin üyeliği düşürülebilir.

Madde 98- Cumhurbaşkanı, Halk Meclisi veya Temsilciler Meclisi tarafından, her iki meclisin üye tam sayısının en az 3/4 oranındaki çoğunluğunun oyuyla seçilir.

Madde 120- Başbakan ve bakanlar Cumhurbaşkanı tarafından atanır.

Madde 123- Halk Meclisi ve Temsilciler Meclisi üyeleri, görev alanlarıyla ilgili konularda bakanlara yazılı veya sözlü soru sorma yetkisine sahiptir. İlgili bakan görev alanına giren soruları 10 gün içinde Halk Meclisi’nin genel oturumunda cevaplamakla yükümlüdür.

Soru 4) Yapısına göre, Adalar Cumhuriyeti’nde benimsenen devlet şeklini ve devlet erkleri arasındaki ilişkiler bakımından ülkede uygulanan hükümet sistemini açıklayınız (10 puan).

Cevap 4- Yapısına göre devlet şekilleri üniter devlet ve bileşik devlet olmak üzere iki türlüdür. Bileşik devletlerin en yaygın türü Federal devlet biçimidir. Federal devlet kendisini oluşturan ve uluslar arası kişiliği olmayan devletlerin dışında ulusal ve uluslar arası hukuk bağlamında tüzel kişiliğe sahip olan devlettir. Federal devletin yasama organında federe devletler de temsil edilir. Bu nedenle federal devletlerin yasama organı iki meclislidir. İlk meclis federal devletin tüm ulusunun temsil edildiği meclis iken, ikinci meclis tek tek federe devletlerin eşit şekilde temsil edildiği meclistir. Bölgesel devlet ise, devletin bütünsel yapısını koruyarak yasama organının yetkilerinin belli bir bölümünü bölgelere aktardığı devlet şeklidir. Bölgesel devlet merkezi idare ile merkezi idare dışında kalan birimlerin yetkilerinin bölüşümü bakımından üniter devlet modeliyle federal devlet modeli arasında yer alan karma bir modeldir. Bölgesel devlet şeklinde merkezi idarenin üniter devlettekinden daha yetkisiz, ancak federal devletteki merkezi idareden çok daha yetkili olduğu söylenebilir. Bölgesel devletlerde bölgelerin anayasal statüsü bulunmaktadır. Egemenlik yetkileri bölgeler düzeyinde paylaşılmıştır. Bölgesel yasama organları bulunmaktadır. Ayrıca bölgesel devlette yargı birliği mevcuttur (3 puan).

Olaydaki Adalar Cumhuriyeti Anayasası’nın 33. maddesine bakıldığında yasama organının ikili bir yapıda olduğu ve ikinci meclise her ada devletinden temsilcilerin katıldığı görülmektedir. Bu durum, Adalar Cumhuriyeti’nin, yasama organı bakımından federal devletlerde görülen özellikleri haiz olduğunu göstermektedir. Anayasanın 40. maddesi dikkate alındığında ise, adaların anayasal statüsünün bulunduğu, yasama ve yürütme yetkisi bakımından egemenlik yetkilerini paylaştıkları ve yargı ile ilgili düzenlemelere bakıldığında yargı birliğinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu 5 nedenle ülkenin bölgesel devletin özelliklerini haiz olduğu görülmektedir. Sonuç olarak olayda belirtilen devlet şekli, federal ve bölgesel devlet özelliklerini bir arada taşıyan karma bir devlet şeklidir (2 puan).

Devlet erkleri arasındaki ilişkiler bakımından kuvvetler ayrılığı sistemleri, sert ve yumuşak kuvvetler ayrılığı olmak üzere iki çeşittir. Sert kuvvetler ayrılığını esas alan hükümet sistemleri; başkanlık ve yarı-başkanlık sistemleri, yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemini esas alan hükümet sistemi ise, parlamenter sistem olarak adlandırılmaktadır. Parlamenter hükümet sisteminde iki başlı (dualist) yürütme esastır. Buna göre yürütmenin bir tarafında devlet başkanı, diğer tarafında ise bakanlar kurulu bulunmaktadır. Parlamenter sistemlerin benimsendiği devletlerde, devlet başkanı monarşilerde monark, cumhuriyetlerde ise cumhurbaşkanıdır. Cumhuriyetlerde uygulanan parlamenter sistemlerde devlet başkanı yasama organı tarafından seçilirken, monarşilerde ise ırsi olarak belirlenir. Parlamenter hükümet sistemlerinde yürütmenin bir kanadında sorumsuz devlet başkanı, diğer tarafında ise yasama organına karşı sorumlu olan, bakanlar kurulu bulunmaktadır. Yasama organı çeşitli yollarla (soru, genel görüşme, araştırma, gensoru vb.) bakanlar kurulunu denetleyebilmektedir. Olaydaki Adalar Cumhuriyeti Anayasası göz önünde bulundurulduğunda, yumuşak kuvvetler ayrılığını esas alan parlamenter hükümet sisteminin benimsendiği görülmektedir. Anayasanın 98. maddesinde düzenlenen cumhurbaşkanının seçim usulü ve 123. maddesinde düzenlenen bakanların yasama organına karşı sorumluluğu bu sistemin benimsendiğini ortaya koyan kurallardır (5 puan).

Soru 5) Egemenliğin kullanılması ve demokratik egemenlik teorileri bakımından Adalar Cumhuriyeti’nde benimsenen egemenlik ve demokrasi anlayışlarını izah ediniz (10 puan).

Egemenliğin kullanılması bakımından demokrasi türleri, doğrudan, yarı-doğrudan, temsili ve yarı-temsili demokrasi olmak üzere dört türdür. Yarı temsili demokraside halk yığınları yönetimle ilgili olarak alınan kararlara katılmazlar. Yalnızca parlamentonun feshi ve erken seçimler, temsilcilerin azledilmesi, dilekçe hakkı, istişari referandum ve politik grev gibi çeşitli yollarla alınan kararları etkilerler (3 puan). Olayda Adalar Cumhuriyeti Anayasası’nın 75. maddesindeki düzenleme ile halka, temsilcileri azletme yetkisinin verildiği görülmektedir. Bu nedenle olayda yarı temsili demokrasi anlayışının benimsendiği ifade edilebilir (2 puan). Demokratik egemenlik teorileri “halk egemenliği” ve “milli egemenlik” teorileri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Halk egemenliği teorisi, emredici vekalet çerçevesinde temsilcilerin azlini, doğrudan demokrasi ve yarı doğrudan demokrasi sistemlerini gerektirir. Bu açıdan bakıldığında ve olayımızdaki ülkenin anayasasının 75. maddesi uyarınca ülkede halk egemenliği teorisinin benimsendiği ifade edilebilir (2 puan). Diğer taraftan, kuvvetler ayrılığı, temsili vekâlet, iki meclisli yasama organı gibi milli egemenlik teorisinin gereklerinin görüldüğü, olaydaki Anayasanın 33. maddesi uyarınca (çift meclis, temsili vekalet) ve kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistem dolayısıyla da milli egemenlik teorisinin benimsendiği görülmektedir. Sonuç olarak, olayımızdaki Adalar Cumhuriyeti Anayasası’nda, her iki egemenlik anlayışını da içeren karma bir egemenlik anlayışının benimsendiği söylenebilir (3 puan).


III. VARSAYIMSAL OLAY

XYZ Partisi’nin olağan genel kongresinde yaptığı konuşmada genel başkan (T) şunları söylemiştir: “Değerli arkadaşlar, partimiz Türkiye’de yeniliğin, ilerlemenin ve gelişmenin öncüsü olacaktır. Hak ve özgürlüklerin gerektiği gibi korunması, siyasi, ekonomik ve teknolojik ilerlemelerin sağlanabilmesi için ülkede federatif bir yapıya geçilmesi şarttır. Bu değişim elbette ki sancılı olacaktır. Bu yolda yaşanacak mücadelelere, fedakârlıklara, çatışmalara ve gerekirse kan dökülmesine hazır olun!”.

(T), konuşmasının devamında, devlet şeklinin yanı sıra, seçim sisteminin de değişmesi gerektiğini, sadece devlet şeklinin değişmesinin ülkenin demokratikleşmesine fayda sağlamayacağını iddia etmiştir. (T)’nin gündeme getirdiği yeni seçim sistemine göre; seçim barajı kaldırılacak, bir milletvekilinin seçileceği her bir yer, bir seçim çevresi olacak ve her seçim çevresinde, seçime giren adaylardan en çok oyu alan aday seçimi kazanmış sayılacaktır. Bu konuşmanın görüntüleri görsel medyada yayınlandıktan 6 sonra, TBMM’de grubu bulunan ABC partisi, (T)’nin konuşmasındaki ifadeleri dolayısıyla XYZ partisi hakkında kapatma davası açılması için Yargıtay cumhuriyet başsavcılığına başvurmuştur.

Soru 6) (T)’nin gündeme getirdiği seçim sistemini açıklayarak, bu seçim sisteminin ülkemizde uygulanan seçim sistemine göre avantajlı ve dezavantajlı yönlerini değerlendiriniz (10 puan)

Seçim sistemleri, partilerin aldıkları oy oranına göre bir seçim çevresinde kaç milletvekili çıkaracaklarının belirlenmesinde kullanılan teknik yöntemlerdir. Seçim sistemleri “çoğunluk sistemi” ve “nispi temsil sistemi” olmak üzere ikiye ayrılır. Çoğunluk sistemi de kendi içinde “tek turlu çoğunluk sistemi” ve “iki turlu çoğunluk sistemi” olarak iki çeşittir. Bunların her biri de “tek isimli” ve “listeli” olmak üzere iki çeşidi bulunmaktadır. Tek isimli tek turlu çoğunluk sisteminde ülke her biri sadece bir milletvekili çıkaran seçim çevrelerine bölünür. Bu nedenle bu sisteme dar bölgeli çoğunluk sistemi de denir. İngiltere ve ABD bu sistemin uygulandığı ülkelerdendir. Bu sistemde seçim tek turda yapılır. Bu turda bir seçim çevresinde en çok oyu alan aday diğer adayların aldıkları oy toplamı ne olursa olsun seçilmiş olur. Bu sistemin en büyük avantajı açık bir parlamento çoğunluğunun oluşmasına imkan vermesidir (3 puan). Olayda (T)’nin önerdiği sistem, tek isimli tek turlu çoğunluk sistemidir. Zira her bir yerin bir seçim çevresi olacağından ve her seçim çevresinde seçime giren adaylardan en çok oyu alan adayın seçimi kazanacağından bahsedilmektedir (2 puan). Ülkemizde uygulanan seçim sistemi, nispi temsil seçim sistemlerinden barajlı D’hondt sistemidir. Nispi temsil sistemi her partinin aldığı oy oranına göre milletvekili çıkarmasını öngören sistemdir (2 puan). Nispi temsil sistemi temsil bakımından adildir ama istikrarsız ve zayıf hükümetlere yol açar. Tek turlu çoğunluk sistemi temsil bakımından adaletsizdir; ama istikrarlı ve etkin hükümetlere yol açar. Çoğunluk sistemi nispi temsil sistemine göre daha demokratiktir (3 puan).

Soru 7) ABC Partisi’nin kapatma davası açılması için Cumhuriyet Başsavcılığına başvurması mümkün müdür? Açıklayınız. Kapatma davası açıldığı varsayıldığında ve 1982 Anayasası’nın ilgili hükümleri bağlamında değerlendirildiğinde davanın sonucunun hangi yönde olabileceğini Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatlarını dikkate alarak değerlendiriniz (10 puan)

Anayasamızın 68 ve 69. maddelerinde siyasi partilerin kapatılması davasının açılmasının şartları belirlenmiştir. Buna göre, a) Bir siyasi partinin tüzük ve programının Anayasanın 68. maddesinin 4. fıkrası hükümlerine aykırı olması (m. 69/5) b) Bir siyasi partinin eylemlerinin Anayasanın 68. maddesinin 4. fıkrası hükümlerine aykırı olması, partinin bu eylemlerin işlendiği bir odak haline gelmesi (m. 69/6) c) Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alması (69/10) kapatılma sebebi olarak öngörülmüştür (2 puan).

Siyasi partiler kanununa göre (m. 100) Anayasada yazılı nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir siyasî partinin kapatılması davasının açılması; a) Re’sen, b) Bakanlar Kurulu kararı üzerine Adalet Bakanının istemiyle, c) Bir siyasî partinin istemi üzerine, Olur. Ancak, bir siyasi partinin Cumhuriyet Başsavcılığından dava açılmasını isteyebilmesi için, son milletvekili genel seçimlerine katılmış olması, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunması, ilk büyük kongresini yapmış olması, partinin merkez karar ve yönetim kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu ile dava açılmasının istenmesi yolunda karar alınmış bulunması ve istemin parti adına parti genel başkanı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak yapılmış olması gerekir (3 puan). Olayda Cumhuriyet Başsavcılığına başvuran ABC partisi, TBMM’de grubu bulunan bir parti olduğu için diğer şartları yerine getirmiş olmak kaydıyla kapatma davasının açılmasını isteyebilir (2 puan). Kapatma davası açıldığı varsayıldığında; XYZ Partisi’nin genel başkanı (T)’nin konuşmasındaki “(…) ülkede federatif bir yapıya geçilmesi şarttır” ve “(…) çatışmalara ve gerekirse kan dökülmesine hazır olun!” ifadeleri yönünden bir değerlendirme yapılabilir. Federatif yapının savunulması, 68. maddenin dördüncü fıkrasında sayılan “bölünmez bütünlük” ilkesine aykırılıktan değerlendirilebilecektir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre; devlet yapısında “bölünmez bütünlük” ilkesi; egemenliğin, ulus ve ülke bütünlüğünden oluşan tek bir devlet yapısıyla bütünleşmesini gerektirir. Federatif sistemde federe devletler tarafından kullanılan egemenlikler söz konusudur. Dolayısıyla siyasi partiler, 7 Türkiye’de federal sistem kurulmasını savunamazlar. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi adı geçen siyasi parti hakkında kapatma kararı verebilecektir. AİHM içtihatlarına göre ise bir partinin devletin temel ilkeleriyle bağdaşmaz görüşler ortaya koyması bu partiyi demokrasiyle bağdaşmaz duruma getirmemektedir. Ancak şiddet ve şiddete çağrı içeren düşünceler belirli yaptırımlara bağlanabilir. Bu bağlamda, federatif devlet yapısına ilişkin öneri, AİHM içtihatlarına göre bir partinin kapatılma sebebi olamaz. Ancak siyasi parti özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın demokratik bir toplumda gerekliliği bağlamında değerlendirme yapıldığında, (T)’nin konuşmasında çatışmadan ve kan dökülmesinden bahsettiği ifadeleri hem Anayasa Mahkemesi hem de AİHM içtihatlarına göre bir partinin kapatılma nedenlerindendir. Ancak Anayasanın 69. maddesinde belirtildiği üzere, partinin 68. maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen eylemlerin odağı olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya TBMM’ndeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır. Olayda XYZ partisinin genel başkanı olarak (T), açık bir biçimde suç işlenmesine yönelik bir teşvikte bulunmakta, çatışma çağrısı yapmaktadır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kapatma kararı verebilecektir (3 puan).


IV. AYM KARARI

AYM KARARI 1:Anayasa Mahkemesi, denetlenmesi istenilen metine verilen adla kendisini bağlı sayamaz. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi ‘olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi (OHAL KHK) adı altında yapılan düzenlemelerin Anayasa’nın öngördüğü ve Anayasa’ya uygunluk denetimine bağlı tutmadığı, gerçekten bir ‘olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi’ niteliğinde olup olmadıklarını incelemek ve bu nitelikte görmediği düzenlemeler yönünden Anayasa’ya uygunluk denetimi yapmak zorundadır. (…) Bu koşulları taşımayan kurallar olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi sayılamazlar ve Anayasa’ya uygunluk denetimine bağlıdırlar.(AYM, E. 1990/25, K. 1991/1; E. 1991/6, K. 1991/20; E.2003/28, K. 2003/42)

AYM KARARI 2: Olağanüstü hâl KHK’larının Anayasa’ya aykırı düzenlemeler içerdiğinin ileri sürülmesi, bunların anayasallık denetimine tabi tutulmaları için yeterli değildir. Olağanüstü hâl KHK’larının Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenebilmesi için bu yöndeki bir anayasal yetkinin açıkça tanınması gerekir. Anayasa’nın 148. maddesinin lafzı, Anayasa koyucunun amacı ve ilgili yasama belgeleri göz önünde bulundurulduğunda, olağanüstü dönem KHK’larının herhangi bir ad altında yargısal denetime tabi tutulamayacağı açıktır. Anılan hükme rağmen yapılacak yargısal denetim, Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğünü düzenleyen Anayasa’nın 11. maddesiyle ve hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasa’dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağına ilişkin Anayasa’nın 6. maddesiyle bağdaşmaz”. (AYM, E. 2016/172, K. 2016/165, K.T. 2.11.2016, R.G. Tarih-Sayı: 8.11.2016-29882)

Soru 8) Yukarıdaki Anayasa Mahkemesi kararlarını dikkate alarak, 1982 Anayasası döneminde Anayasa Mahkemesinin OHAL KHK’lerini denetim yetkisini, bu yetkinin kapsamını ve Anayasa Mahkemesinin OHAL KHK’lerinin denetimi hususunda geldiği noktayı değerlendiriniz (10 puan)

Anayasaya (m. 148) göre olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz. Dolaysıyla Anayasanın açık hükmüne göre OHAL KHK’leri şekil ve esas yönünden Mahkemenin denetleme yetkisi kapsamında değildir (3 puan).

Ancak Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda alıntılanan birinci kararından da anlaşılacağı üzere, önceki içtihatlarında Mahkeme, bir KHK’nin OHAL KHK’si olup olmadığını belirleme yetkisini kendisinde görmüş ve OHAL KHK’leriyle ilgili açılan iptal davalarını kabul ederek, esastan incelemeye almıştır. Mahkemeye göre, bir KHK’nin OHAL KHK’si niteliğini taşıyabilmesi için OHAL ilan edilen yerlerde, OHAL süresince uygulanmak üzere ve OHAL’in gerekli kıldığı konularla ilgili düzenlemeler yapması gerekir. Mahkemeye göre, OHAL KHK’leri, OHAL’in ilan edildiği yerlerde ve OHAL süresince uygulanacak olmaları nedeniyle olağan dönem yasalarında 8 değişiklik yapamazlar. Aksi halde OHAL bölgesi dışına taşma söz konusu olacağından OHAL bölgesi dışında uygulanacak bu tür kurallar bir OHAL KHK değil, olağan dönem KHK’si haline gelmiş olurlar (4 puan). Yukarıda alıntılanan ikinci karar bağlamında değerlendirme yapıldığında, Mahkemenin, Anayasa tarafından kendisine OHAL KHK’larını denetleme yetkisinin verilmediğini vurgulayarak eski içtihadından dönmüş olduğu ve OHAL KHK’lerinin herhangi bir ad altında şekil ya da esas yönünden denetlenmesi hususunda kendisini yetkisiz gördüğü anlaşılmaktadır (3 puan).

Soru 9) Anayasanın 15. maddesinde düzenlenen çekirdek haklara sınırlama getiren bir OHAL KHK’sı yapıldığı takdirde, Anayasa Mahkemesinin bu OHAL KHK’sini denetleyip denetleyemeyeceğini tartışınız ( 15 puan)

Anayasaya (m. 121) göre, Anayasanın 15 inci maddesinde düzenlenen ilkeler doğrultusunda milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri, OHAL kanununda düzenlenir. Anayasanın 15. maddesi uyarınca OHAL KHK’leri ile aynı maddede belirtilen çekirdek haklara müdahale edilemez. (5 puan).

Anayasa Mahkemesinin eski içtihatları göz önünde bulundurulduğunda; Anayasanın 15. maddesinde belirtilen, yaşama hakkı, kişinin maddî ve manevî varlığının bütünlüğünün dokunulmazlığı, din, vicdan, düşünce ve kanaat özgürlüğü, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ve masumiyet karinesi gibi çekirdek haklara sınırlama getiren bir OHAL KHK’sının Mahkeme tarafından kendi denetim yetkisinin kapsamında görülmüştür. Öncelikle Mahkeme, bir kuralı yapan organın tanımlamasına bağlı kalmaksızın o kuralın niteliğini belirleme konusunda kendisini yetkili görmüş ve Anayasanın 148. maddesinde OHAL KHK’leri için öngörülen denetim yasağına bağlı kalmayarak geçmiş kararlarında denetim yapmıştır. Bu içtihada göre, Anayasanın 119 ve 120. maddelerine dayanılarak düzenlenen bir OHAL KHK’sı, “OHAL kanununun gerekli kıldığı konuların dışında bir düzenleme olduğu”, “OHAL süresini aşacak şekilde bir kanunda değişiklik yaptığı” ve “OHAL’in ilan edildiği bölgenin dışındaki bir bölgeye yönelik düzenleme içerdiği” kanaatiyle Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmekteydi (5 puan).

Ancak Mahkemenin OHAL KHK’leri ile ilgili son kararları dikkate alındığında; Anayasanın 15. maddesinde düzenlenen çekirdek haklara yönelik bir sınırlama getirse dahi bir OHAL KHK’sının denetlenemeyeceği sonucuna ulaşılabilir. Zira Anayasada (m. 121) belirtildiği üzere, OHAL KHK’sı OHAL’in gerektirdiği konularda çıkarılacağı düşünüldüğünde OHAL’in gerekli kıldığı konuların hangileri olduğu konusundaki takdir yetkisi, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kuruluna aittir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi bu konuyu kural koyucu organın takdir yetkisi kapsamında değerlendirecektir. Sonuç olarak, Anayasanın 15. maddesinde düzenlenen çekirdek haklara müdahalede bulunan bir OHAL KHK’sı ancak TBMM tarafından siyasi anlamda veya AİHS’in 15. maddesi çerçevesinde AİHS’ne uygunluk ve temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınması gereken ölçülülük ilkesi bağlamında, AİHM tarafından denetlenebilir (5 puan).

Toplam 9 sorudan oluşan ve gerçekten zor olan bu sınavın PDF haline sayfanın başındaki ve sonundaki linkten ulaşabilirsiniz.

İndirme linkini yazının sonunda bulabilirsiniz.

Anayasa Hukuk Pratikleri bundan ibaret değil. Paylaştığımız tüm Anayasa Hukuku Pratiklerine göz atmayı unutmayın! Ya daha konuları çalışmadık, ne pratiği diyenler Anayasa Hukuku Ders Notları sayfasında buluşuyor.

Anayasa Hukuku bitti, sorular da çözüldü. Sırada ne var? Konu eksiği olanlar için tüm 1.Sınıf Ders Notları, konular tamam sorular nerede diyenler için 1.Sınıf Pratikleri ilgili linklerinde sizleri bekliyor. Tıklamanız yeterli!

Anayasa Hukuku Pratik Çalışması PDF Linki:

Anayasa Hukuku Pratikleri – İÜHF 2017 Vize ve Cevap Anahtarı

Diğer Makaleler

Leave a Reply

Gerekli alanlar işaretlendi *