"verba volant, scripta manent"

 

Hukuk Sebili Blog

Hukuk Okumak ya da Okumamak: Neden Hukuk Okumamalısınız 

“Ülkede bu kadar hukukçu varken, hukuk sistemindeki sorunları çözecek hukukçular neden çıkmıyor?” Bu yazıyı tek bir soru ile özetlemek istesek, herhalde bu soruyu tercih ederdik. Kısa bir cevabı var: Hukukçu olmak için hukuk okumak yetmiyor!

Hukuk fakültesi mezunu olmanın prestiji, ülkenin her yerinde 100 civarı hukuk fakültesi açılmasına sebep oldu ve böylece hukuk okumak kolaylaştı. Hukuk fakültesi sayısı arttıkça hukukçu olmak isteyenlerin iştahı kabardı, öğrencinin iştahı kabardıkça yeni hukuk fakülteleri açıldı. 2020 yılına gelindiğinde bu trend değişmiş değil, hemen pandemi öncesi 29 Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi kurulmuştu, eğer pandemi olmasa muhtemelen bu sayı her sene olduğu gibi 3-4 hukuk fakültesini bulacaktı. Hukuk fakültesi tavsiyesi veren “uzmanlar”, şimdiden bu yeni açılmış, hocası, kürsüsü olmayan fakülteleri, üniversitelerdeki bölümlerin %95’inden değerli görecekler.

100 hukuk fakültesi binlerce hukuk teorisyeni, her yıl eklenen onbinlerce hukuk mezunu ile birlikte yüzbinlerce hukuk pratisyeni anlamına geliyor. Hukuk mezunları aslında çok ciddi bir sayısal gücü temsil ediyor (Barolardaki, yargıdaki, akademideki kavgalar boşuna değil). Buna rağmen hukuk sistemimizden memnun olan tek bir hukuk mesleği yok. Tüm hukukçuların ağız birliği yapabildiği tek şey, hukuk sistemimizdeki aksaklıklar. Aktif olarak faaliyet gösteren yüzbinlerce hukukçu olmasına rağmen, hukuk sistemindeki meseleleri çözecek akıl birliğinin sağlanamamasının nedeni ne olabilir? (Gerçi sorunlardan önemli bir kısmı hukukçu sayısının çokluğundan kaynaklanıyor; ancak bu başka bir yazının konusu)

Bu çok zor bir soru; ancak temel mesele, hukuk mesleğini seçenlerin, mesleği seçerkenki motivasyonları. Daha doğrusu, hukuk okumak isteyenlerin, hukuk okumak için sahip oldukları motivasyon. Hukuk fakültesi okuyanların büyük kısmı çok yanlış motivasyonlara fakülte okuyup, zamanla çevrelerine, devletlerine ve hatta kendilerine faydadan çok zarar veren meslektaşlara dönüşüyorlar. Bugünkü yazı, hangi hukukçu motivasyonlarının faydadan çok zarar verdiğini irdeliyor.

Hukuk fakültesine giriş amacınız aşağıdakilerden biriyse, inşallah yol yakınken okulu bırakır ya da fakülteyi bitiremez ve hukukçu olamazsınız:

  • Tek motivasyonunuz avukat olup çok para kazanmaksa, hukuk okumamalısınız.
  • Amacınız hakim olup insanların hayatı hakkında karar verici noktada bulunmaksa, hukuk okumamalısınız.
  • Savcı olarak savcı olmanın verdiği “itibar”, daha doğrusu güç sarhoşluğuyla yetkinizi hukuka aykırı olarak kullanacaksanız, hukuk okumamalısınız.
  • Eğer babanıza, amcanıza, “dayınıza” güvenip hakim veya savcı olmayı, kısa sürede büyük şehirlere atanarak rahat etmeyi kafanıza koymuşsanız, hukuk okumamalısınız.
  • “Hoca” desinler, ünvanınıza itibar etsinler diye akademisyen olmayı hedefliyorsanız, hukuk okumamalısınız.
  • Hocaların olmadığı bir taşra üniversitesinde 9-5 mesai yapıp kendinizi geliştirmeden profesör olarak emekli olmayı hayal ediyorsanız, hukuk okumamalısınız.
  • Tek motivasyonunuz paraysa, hangi mesleği seçmek isterseniz isteyin, hukuk okumamalısınız. Hatta hiç bir şey okumamalı, para kazanamamalısınız. Para kazanmak başınıza gelen en kötü şey olur.

Alın size hukuk okumamanız için 7 sebep. 77 tane daha sayabiliriz; ancak bunlar en sık karşılaşılan anomaliler. Bunlar dışındaki sebepleri aşağıda yorumlar kısmına yazmanızı bekliyoruz.

 


Neden Hukuk Okumamalısınız?

1. Çok Para Kazanan Bir Avukat Olmak İçin Hukuk Okumak İstiyorsanız: HUKUK OKUMAMALISINIZ!

Bir kere avukatlık mesleği çok para kazandıran bir meslek değildir, bunu bir kenara yazın. Para kazandıran şey, hangi mesleği yaparsanız yapın, çok çalışmaktır. Çok çalışmadan para kazanma hayali kurarak hukuk fakültesinde okumamalısınız. Hukuk okumak para kazanmak için tercih edilebilecek bir şey değil.

Avukatlık mesleği, hukuk mesleklerinden en “kutsalı” olabilir. Avukat olmak demek, devlete bağlı olduğu için ya da devletten maaş aldığı için değil, bireyin hakkını savunabilmek için meslek icra etmek demektir. Avukat olmasa hakkını arayamayacak olan kişilerin, hak kaybına uğramasını önlemek için yapacağınız faaliyet, akademisyenlikten de hakimlik savcılıktan da daha onurlu olabilir. Avukat olup onurlu duruş sergileyemeyecekseniz, hukuk fakültesinde okumamalısınız.

Avukatın esas işi para kazanmak değil, savunmaktır. Avukatlık savunma mesleğidir. Bunun karşılığında tabi ki para kazanacaktır, mesleğin namusunu korumak için avukatların yaptığı için toplumda itibarlı olmasından ve avukatların belli bir yaşam standartının üstünde yaşamasından doğal bir şey yoktur; ancak avukatın aldığı para, asla “fiyat” olamaz. Bu yüzden hekimin ve avukatın aldığı ücrete “vizite” denir, yani yapılan ziyaretin karşılığı olarak verilen bir bedel. Yoksa avukatın yaptığı için karşılığı olamaz. Savunma paha biçilemezdir. Savunmanın değerini kavrayamıyorsanız, hukuk fakültesinde okumamalısınız.

Savunmanın paha biçilmezliği bilinciyle mesleğini yürütmeyen avukatlar, günümüzde hem hukukçuluğun hem de avukatlık mesleğinin itibarını iki paralık etmektedirler. “Sen şimdi avukat olup yalan mı söyleyeceksin?” sorusunu sorabilen cahillere göğsümüzü gere gere “Avukat yalan söylemez!” diyemememizin sebebi, yalan söyleyen avukatlar ve maalesef bunların görünür olmasıdır. Müvekkilin hukuki bilgisizliğinden yararlanarak fahiş fiyat çeken, dahası örneğin yargılama giderlerinin iadesi gibi meselelerde müvekkiline haber bile vermeyip çoğu iadeyi alarak adeta hırsızlık yapan avukatların sayısı maalesef az değildir. Müvekkilinizden çalıp zengin olmayı düşünüyorsanız, hukuk okumamalısınız.

Bir avukat müvekkilinin her türlü mahremine erişmiş olabilir. Dahası avukat, müvekkil adına müvekkilin tüm malvarlığı üzerinde söz sahibi hale gelebilir. Bunlar, kötü niyetli bir avukatın eline geçen çok büyük fırsatlardır! Bu fırsatları değerlendiren avukat, bir seferlik vurgun uğruna, hem kendi itibarını hem de avukatlık mesleğinin itibarını hiçe sayar. Avukatlık mesleğinin itibarını ayaklar altına alacaksanız, asla hukuk okumamalısınız!

Motivasyonu para olan avukatın yapacaklarının sınırı yoktur. Onun kendisine, devletine, mesleğine çok büyük zararı vardır. Motivasyonu yargının eşit ayaklarından biri olan savunma ayağını layıkıyla temsil etmek isteyen avukat ise, hukuk mesleklerinden en onurlusunu yerine getiriyordur. Çok çalışır, hakettiğinden fazlasını istemez ve asla müvekkilinin hukuki bilgisizliğinden yararlanmaz! Motivasyonu para olmayan bir hukukçunun çok para kazanma ihtimali, motivasyonu para olan hukukçuya göre çok daha yüksektir. Para için hukuk okumamalısınız!

2. Hakim Olup İnsanlar Hakkında Karar Vererek Egonuzu Tatmin Etmek  İçin Hukuk Okumak İstiyorsanız: HUKUK OKUMAMALISINIZ!

Hukuk meslek tercihlerinde, tercih edilirken en çok tereddüt edilmesi gereken meslek hakimlik mesleği olabilir. Her ne kadar iyi bir savunma olmadan da büyük hak kayıpları olabilse de, “mührü elinde tutan” hakimdir. Yargılama sonunda sizin haklılığınıza veya haksızlığınıza hakim karar verecektir. Eğer sizin hakim olmak için motivasyonunuz buysa, yani insanlar hakkında karar verebiliyor olmak, mührün sizin elinizde olması size bir tatmin duygusu veriyorsa, asla hukuk okumamalısınız. Hukuk okumak sizin egonuza hizmet etmek için değil, insanlara hizmet etmek için önemli!

Hakimlik mesleği, insanın tüm hayatını mesleğiyle kurgulamayı göze alanların yapması gereken bir meslektir. Hakim olmak isteyen hukuk fakültesi öğrencisi, mesleğe başlangıçtan tutun da emekliliğe kadar bir çok değişkene “hakim olamayacağını” bilmelidir. Mesleğe girişe serbestçe karar veremeyecek, nerede çalıştığını seçemeyecektir. İnsanların örnek almak, sözüne değer vermek istediği bir konumu olacaktır, istemese de sözünün ağırlığı olacaktır. Ülkemizdeki hakimlerin iş yükünden söz etmiyoruz bile, cumartesi dahil çalışıp yine de dosyalarını yetiştirememek çok doğal! Hakim olduğunuzda rahat etmeyi düşünüyorsanız, hukuk okumamalısınız.

Tüm bu yükler, ve daha fazlası, sadece itibar için, para için, hüküm vermek için sırtlanamaz. Hakim, mesleğin verdiği itibarla yozlaşabilir, para için mesleği yapan paraya karşı direncini yitirebilir, konumunu bir görev değil de ayrıcalık olarak gören hakim, verdiği kararlarda adaleti değil kendini tatmin etmeyi seçebilir. Mesleğe salt bir kişisel tatmin aracı olarak bakacaksanız, hukuk okumamalısınız.

 

3. Savcı Olup Görevinizin Gereği Olan Yetkiyi Kötüye Kullanmak İçin Hukuk Okumak İstiyorsanız: HUKUK OKUMAMALISINIZ!

Savcılık mesleği, hukuk meslekleri arasında size en büyük fiziksel gücü verecek olan meslektir. Savcı olarak emrinizin altında bulunan kolluk kuvvetleri ve bazı hürriyetlere kısıtlama niteliğinde yapabileceğiniz hukuki işlemler dolayısıyla, insanların hayatına müdahale etme ihtimaliniz bulunmaktadır. Eğer bu müdahale ihtimali, bu güç/zor kullanma yetkisi (daha doğrusu görevi, yükümlülüğü) sizi cezbediyorsa, hukuk okumamalısınız. Hukuk okumak bile size bunu öğretemediyse, boşuna okumuşsunuz…

Ülkemizde savcılar çok kritik bir rol oynuyorlar. Hem ceza soruşturmalarının patronu olarak iddianame hazırlayıp mahkemeye sunuyorlar, hem de kolluk amiri olmaları dolayısıyla kamu düzeninin yeniden tesisi açısından önemli bir görev görüyorlar. Savcıların ceza soruşturmalarındaki tutumu, suç şüphesi altında olanların neyle yargılanacaklarını, tutuklanıp tutuklanmayacaklarını belirleyen esaslı unsur oluyor. Kendi inancına, düşüncesine, ideolojisine göre ya da sadece kendini tatmin etmek için kimi insanları tutuklanmak üzere sevkederken, gerçekten suçlu olabileceklerin beraati için uğraşan bir savcı olacaksanız, hukuk okumamalısınız.

Ayrıca şunu da bilmelisiniz ki, yetki=görev(ve sorumluluk). Hukukumuzda hiç bir makama istediği gibi kullansın diye yetki verilmez. Önce görev, sonra yetki vardır. Savcının yetkisi aslında onun için lütuf değil, bir yükümlülüktür. Savcı bu yetkiyi zevkle değil, bir sorumluluğun, bir görevin gereği olarak kullanacaktır, görevin olmadığı yerde hiç bir yetkisi de olmayacaktır. Maalesef günümüz toplumunda savcılara yönelik, bazı kötü niyetli güç sarhoşu savcılardan kaynaklanan menfi bir bakış vardır. Gerçekten basına yansıdığı kadarıyla bile olsa, savcıların kendilerine verilen yetkilerini kullandığına sıkça şahit olmaktayız. Eğer nişanlınıza ulaşamadığınızda yurt basabilmek için savcı olduysanız, hukuk okumayın kardeşim, okumayın!

 

4. Dayınıza Güvenip Hakim veya Savcı Olmayı Düşünüyorsanız: HUKUK OKUMAMALISINIZ!

Mühür elinde olan hakim, kolluk emrinde olan savcı. İkisi de aynı sınava girip, aynı stajı yapıp mesleğe başlıyorlar. Bunlarda bir sorun yok; ancak söz konusu sınavın sözlü olan kısmı yüzünden, eleyici olmayan, kalitesiz bir test sınavında yüksek puan yaptığı için barajı geçmiş torpillilerin mesleğe atanması gerçeğiyle karşı karşıyayız. Eğer torpilinize güvenerek hakim ya da savcı olmak istiyorsanız, asla hukuk okumamalısınız.

Hem hakimlik, hem savcılık mesleklerinin öneminden ve özelliklerinden yukarıda söz ettik. Bir hukukçunun bu mesleklerin ağırlığını taşıyabilmesi için kendini yetiştirmiş, belli konforlardan vazgeçmiş olması gerekir. Günümüzde ise hakimlik ve savcılık mesleğinin, özellikle yüksek kademelerde tanıdığı olanlar için, yan gelip yatma yeri olarak değerlendirildiğini, kolayca mesleğe girip hızlıca yükselme imkanı kovalandığı görülmektedir. Eğer hakim ya da savcı olup yan gelip yatmayı düşünüyorsanız, hukuk okumamalısınız.

Onurlu bir hakim veya savcı olduğunuzu düşünün. Hedefleriniz, hayallerinizin, mesleği yapmak istediğiniz yerler var. Bu hayaller için çabalıyorsunuz, sabrediyorsunuz, nereye atanırsanız araya adam sokmaya çalışmadan, şerefinizle mesleğinizi icra ediyorsunuz. Siz istediğiniz şehre gidebilmek için belki en az 2 atama daha beklerken, dönem arkadaşınızın daha ikinci atamasında, bir büyük şehirde, ne hikmetse ailesinin yaşadığı yerde ve çok yakın bir ilçedeki adalet sarayında savcı olduğunu öğreniyorsunuz. İnsanların adalete, hukuka, mesleğe olan inancını böyle beş paralık edecekseniz, hukuk fakültesinde okumamalısınız.

5. Ünvan İçin, “Hoca” Desinler Diye Hukuk Okumak ve Akademisyen Olmak İstiyorsanız: HUKUK OKUMAMALISINIZ!

Zorluk göreceli bir kavram olsa da, zihinsel kapasiteyi zorlaması açısından, hukuk mesleklerinden en zoru akademisyenlik olabilir. Akademisyen olmak aslında bir meslekten ziyade bir yaşam tarzıdır. Akademisyen, sadece hukuki metinlerle, yazdıklarıyla, okuduklarıyla ilgilenemez. Her gün bir önceki günden daha iyi olmak için, hem okudukları yazdıklarıyla, hem de hayatının her alanında yaptıklarıyla çalışmalı, uğraşmalıdır. Eğer gününüzün her anını daha iyi bir akademisyen olmak için planlamayı göze alamıyorsanız, muhtemelen hukuk fakültesinde okumamalısınız.

Akademisyenlik, okuma, anlama ve yazma becerisinin yanında, göz ardı edilen insan ilişkileri boyutuyla da öne çıkıyor. Asistanken hocayla ve öğrencilerle, hoca olunca hem asistanların hem öğrencilerin eğitimiyle ilgilenmek gerekiyor. İnsan sayısı kadar farklı denklemin devreye girdiği bu hallerde, insan yönetimi yapmak oldukça önemli. Akademisyen, öğrencilerinden, kürsü arkadaşlarından, toplumundan izole bir hayat yaşayamaz, sadece kitaplara gömülüp kalamaz. Bütün gün odamdan çıkmadan okumalar yapar, sürekli eserler yazabilirim diye düşünüyorsanız, hukuk okumamalısınız.

Akademisyenlerin günlük hayatta hakimler, savcılar gibi kullanabilecekleri forsları yok. Polis kimlik sorduğunda (bence yanlış bir uygulama ama) savcı kimliğinizi gösterip, “hayırlı mesailer aslanım” diyip yolunuza devam edebilirsiniz, ceza yemeden hız yapabilir, kırmızı ışıkta geçebilirsiniz. Böyle bir durumda akademisyen kimliğinizi gösterirseniz, karşınızdaki daha çok üstünüze gelebilir, zihinsel kapasite olarak size yapamayacağını fiziksel gücüyle yapmaya çalışır. Hukuk okumak ve hukuki bilgi sahibi olmak da sizi bazı durumlardan kurtaramayabilir…

Buna karşılık akademisyenliğin manevi itibarının hukuk meslekleri içinde en yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Her şeye rağmen toplumumuzda “okumuşa” itibar edilir ve akademisyen olana okumuş hukukçu gözüyle bakılır, diğer tüm hukuk mesleklerindeki kişiler de “hocanın” sözüne itibar eder. Bu içi boş itibar, özellikle genç akademisyenlerin kolaylıkla yozlaşmasına sebebiyet verebilir. Yozlaşan akademisyen “aman hocam, canım hocam” sözleriyle çok kolay hizaya getirilir, söz gelimi bir dosyada istenilen görüş, hukuka uygun olmasa bile, bu “itibarlı” hocadan alınabilir. Eğer hoca olarak çağrılmanın itibarı sizi cezbediyorsa, asla hukuk okumamalısınız!

 

6. Tercihiniz Hangi Hukuk Mesleği Olursa Olsun, Tek Motivasyonunuz Paraysa: ASLA HUKUK OKUMAMALISINIZ!

Hayattaki tek motivasyonu para olan insanlar, topluma, ailelerine ve kendilerine en çok zararı dokunan insanlardır. Bu insanlar, bir de hasbelkader hukuk mesleklerinden birini yapmayı becerebilirlerse, kendilerine, ailelerine ve topluma verecekleri zarar kat kat artacaktır. Hayattaki tek gayesi para kazanmak olan bir insanın başına gelebilecek en kötü şey para kazanmaktır. Parayı amaçlayan kişi, para için her şeyi yapmaya göze alır; ancak parayı kazandığında asla tatmin olmaz ve daha fazlasını kazanmak ister. Bu sonu gelmez bir döngüdür! Halbuki sadece mesleğini en iyi şekilde yapmayı hedefleyenler, çok çalışacakları için, kazandıkları para az bile olsa tatmin olacaklardır. Zaten çok çalışan bir hukukçunun para kazanması adeta doğal bir sonuçtur, önemli olan parayı dert etmeden işini en doğru şekilde yapmaktır. Hukukçu olmaktaki tek amacınız para kazanmaksa, asla hukuk okumamalısınız. Hukuk okumak para kazanmak için tercih edilebilecek bir şey değildir!

Motivasyonu para olan hakim rüşvet almaya, savcı haksız kazançlar elde etmeye, avukat müvekkilini, mahkemeyi, karşı tarafı aldatmaya, akademisyen para karşılığı not vermeye, yine para karşılığı inanmadığı görüşü savunan mütalaa vermeye meyyaldir. Bunlar, gerçek bir hukukçunun, kendine saygısı olan bir insanın yapacağı türden şeyler değildir. Parayı dert etmeden çok çalışan hukukçunun zaten parayı dert etmesine gerek kalmaz, bu doğal bir sonuçtur. Şimdiden bunun farkına varamayacaksanız, lütfen, hukuk okumayın.


Hukukçularla ilgili bu kadar olumsuz görüşü bir araya zaten anca bir hukukçu toplayabilirdi! Eğer bunları hasetten, kıskançlıktan, bu mesleklerin hiç birini yapamadığımızdan söylediğimizi düşünüyorsanız, sizin için bir de neden hukuk okumalı ve hukukçu olmalısınız başlıklı bir yazı yazalım ve gerçek hukukçuluğunun güzelliklerinden bahsedelim!. Hukuk meslekleri, ülkemizde yapılabileceğiniz ve doğru yaparsanız sizi her anlamda tatmin edebilecek meslekler. Biz sadece önce kötüyü gösterelim ki, çürük yumurtalar elensin istedik. Yoksa hukukçu kafası çok güzel, siz de gelin bir an önce!

Bir yere gitmeyin, daha sosyal medya hesaplarımızı takip edecektiniz! Hukuk Sebili twitter ve Hukuk Sebili instagram hesaplarımız aktif, Youtube için de güzel şeyler düşünüyoruz! Soru, görüş, öneri her zaman olduğu gibi aşağıya yorumlara. Dostlukla!

Diğer Makaleler

Leave a Reply

Gerekli alanlar işaretlendi *