"verba volant, scripta manent"

Kamu Malları Ders Notu (Kamusal Mallar) – İdare Hukuku Ders Notu
İdare Hukuku Ders Notları

Kamu Malları Ders Notu (Kamusal Mallar) – İdare Hukuku Ders Notu 

İdare hukuku özet notları serisine devam ediyoruz! Paylaştığımız 5.not Kamu Malları Ders Notu . Daha önce idare hukukunun alanına ilişkin özetiidarenin faaliyetleri ve kamu hizmeti özetini, kolluk faaliyetinin özetini  ve idarenin işlemleri özetini paylaşmıştık. Sıralamada bir değişiklik yaptık, görece daha önemli olan idari işlem konusunu öne aldık. 

Normalde sadece PDF’ye link veriyoruz ve bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz. Bugün ise kamu malları ders notu olarak doğrudan yazı olarak paylaşıyoruz. Bunun sebebi, buradaki kamu malları ders notu henüz PDF olarak hazır değil. PDF olarak hazırlandığında bunu PDF halini buraya koyacağız ve indirebileceksiniz. Bu sırada kamu malları ders notundan mahrum kalmamanız için hazır olana kadar doğrudan siteden yararlanabilmenizi sağlamak istedik. Bu idare hukuku ders notu şimdilik sadece bu sayfada, yakında PDF hali hazır olacaktır. Daha bir çok İdare Hukuku ders notu gelmeye devam edecek!

DİKKAT: DOĞRUDAN DERS NOTUNA GEÇMEK İSTEYENLER KIRMIZI KISIMLARI OKUMADAN SİYAHLA YAZILI VE TABLO İÇİNDE OLAN DERS NOTU KISMINA GEÇEBİLİRLER. KIRMIZI İLE YAZILI KISIMLAR, TABLO İÇİNDEKİ İDARE HUKUKU DERS NOTU HAKKINDA BİLGİ VERMEKTEDİR.

Aşağıda bulacağınız kamu malları ders notu, daha önce paylaştığımız İÜHF İdare Kürsüsü İdare Hukuku Ses Kaydı Notunun özetinin bir bölümü. Kürsünün notu, idare hukuku ders notu deyince ilk akla gelmesi gereken not. Kamu malları ders notu olarak hazırlanan özeti ise, twitter’da da idare hukukuna ilişkin paylaşımlar yapan Aykut Purde tarafından hazırlandı. Kendisi idare hukukunda doktora yapıyor, bu yüzden de kendi idare hukuku çalışmaları sonucu çıkan özetleri ve diğer çalışmaları, idare hukuku öğrencileriyle ve meraklılarıyla paylaşıyor. Ayrıca Hukuk Sebili’nin destekçilerinden biri.

Her ne kadar bu özet gerçek bir kitap olmasa da, kitap gibi bir idare hukuku ders notu özeti. İÜHF İdare Kürsüsü tarafından hazırlanan idare hukuku ses kaydı ders notu 500 sayfaya yakın, dolayısıyla bir kitaptan farkı yok. Bu idare hukuku ders notu sitemizdeki en iyi ders notlarından biri, idare hukuku ders notu olarak ise en iyisi diyebiliriz. İdare hukuku dersini alan herkes mutlaka bu ders notunu okumalı.

Aşağıda verdiğimiz kamu malları ders notu özeti ise, kısa sürede tekrar yapmak isteyenler için hazırlanmış. Özetlenen not ses kaydından yazılmış bir idare hukuku ders notu olduğu için, derste anlatıldığı gibi yazılmış. Kimi için bu tarz okuması zor olabiliyor. Bu özet notu ise, ders anlatımı şeklinde olan ders notunu, daha akademik olarak özetlemiş diyebiliriz. Ders notunun sitemizde paylaşılan haliyle aynı başlıklandırmalara sadık kalındığı için isteyenler hem notun orijinalinden, hem de bu özet notundan yararlanabilirler.

İÜHF İdare Hukuku Ses Kaydı Notu çok uzun bir not olduğu için, özetini de buraya tek parça olarak yapıştırsak, saatlerce sayfada aşağı kaydırmanız gerekecekti. Dolayısıyla özet notunu bölümler halinde paylaşacağız. 10 bölüm yapmayı düşünüyoruz:

  1. İdare Hukukunun Alanı
  2. İdarenin Faaliyetleri ve Kamu Hizmeti
  3. Kolluk
  4. Özendirme, Regülasyon, Özyönetim
  5. İdarenin Muameleleri
  6. Mal Edinme Usulleri ve Kamu Malları
  7. Teşkilat
  8. Kamu Personeli
  9. İdarenin sorumluluğu

Bu bölüm başlıklarını belirlerken nottaki başlıklara sadık kaldık, yani ses kaydı notunda hangi başlık varsa burada da o başlığa yer verdik.

Aykut Purde tarafından hazırlanan İÜHF İdare Kürsüsü Ses Kaydı Notunun Özetini bölüm bölüm paylaşıyoruz, bugünkü not Kamu Malları Ders Notu. Keyifli okumalar.



 

KAMU MALLARI DERS NOTU

Kamu malları rejimi, hiçbir genel sistematik kanunla düzenlenmemiş; ancak hakkında çok fazla kanuni düzenleme olan bir rejimdir. Bu alan teoriden çok pratiğin hakim olduğu bir alandır.

İdarenin sahip olduğu tüm mallar kamu hukukuna tabi değildir, idareler özel hukuka tabi mallar da edinebilirler. İdarenin kamu hukukuna tabi mallarının tabi olduğu rejim ise farklı olmalıdır; çünkü idare bu malları, kendisine görev olarak verilen faaliyetlerin ifasında kullanmaktadır. Bu malların kamu hizmetini sekteye uğratabilecek durumlara karşı özel bir rejime ihtiyacı vardır. Örneğin idarenin aldığı otobüsün bedelini ödememesi ile özel kişinin bu bedeli ödememesi aynı olamaz. Özel kişi borcunu ödemezse icra mekanizması devreye girer. kamu malında ise icra edilmesi demek hizmetin aksaması demektir, dolayısıyla hem idarenin borcunu ödemekten kaçınmayacağı, hem de kamu hizmetinin sekteye uğramayacağı bir rejim ortaya konmalıdır. Dahası söz konusu malların haczedilemezlik gibi gerekçelerle sadece 3.kişilere karşı değil, idareye karşı da korunması gerekir. İdare de malını amacı dışında kullanamamalıdır. İşte bunların hepsi hizmetin selameti içindir ve hizmet için olan kamu malları da gerek 3.kişilere gerekse bizzat malı kullanan idareye karşı korunmalıdır.

Hizmete özgülenmiş malların korunmasının yanında, bir de herkesin kullanımına açık olan mallara ilişkin bir rejim ihtiyacı vardır. Örneğin her yer özel mülkiyette olsa ve kişilerin izin almadan seyahat edebileceği alanlar olmasa, sosyal hayat diye bir şey olamaz. Sosyal hayatın olabilmesi ve özel mülkiyetin anlamını bulabilmesi için “orta malı” denen ve önceden izin almaksızın herkesin kullanabileceği mallara ihtiyaç vardır. Kamu mallarını sadece bir hizmette yararlanılan mallardan ibaret sayıp buna göre rejim belirlemek yanlış olacaktır, hizmet malları dışında kamu mallarına da ihtiyaç vardır ve bunların rejimi de düzenlenmelidir.

İdare ile malları arasındaki ilişki, mülkiyet ilişkisi olarak değerlendirilemez. İdarenin kullandığı mallar üzerinde özel hukuk anlamında bir mülkiyet hakkı yoktur, zira özel hukukta sahip olunan yok etme hakkını haiz değildir. Mal, idareye karşı da korunur. Burada idarenin mala sahip olmasından ziyade, mala hizmet ettiği söylenmelidir. İdare malı korumalı, başkasının el atmasını engellemeli ve bakımını yaparak amacını gerçekleştirmeye elverişli halde bulunmasını sağlamalıdır.


KAMU MALLARININ HUKUKİ REJİMİ

A. İdarenin Kamu Malları Üzerindeki Yetkileri ve Kamu Mülkiyetindeki-Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Mallar Ayrıma

Kamu mallarının hukuki rejimi, idarenin mal üzerindeki yetkisini gösteren kavramdır. Bu yetkinin özel hukuk anlamında bir mülkiyet hakkı olmadığı kabul edilmektedir. Sıddık Sami Onar döneminden gelen yaklaşıma göre kamu malları üzerinde herhangi bir mülkiyet söz konusu olamaz, mülkiyet sadece özel kişilerin malları üzerinde olur. Kamu mallarında ise idarenin denetim ve gözetim yetkisi olabilir, yani idare kamu mallarını sadece korur. Bu yaklaşımın günümüzde terk edildiğini kabul etmek gerekir. Kamu malları ve bunların kullanımı günümüzde büyük bir ekonomik değerdir, dolayısıyla bu malların değer potansiyelinden tam olarak yararlanabilmek için idare dışındakilerce kullanılmasına imkan sağlayan bir hukuki rejime ihtiyaç vardır. İdarenin sadece gözetmek ve korumak şeklinde bir görevi olursa, bu potansiyelin tam olarak kullanılması mümkün olmaz.

İdarenin kamu malı üzerinde yetkisi denetleme ve gözetlemeden ibaret sayılamasa da, özel mülkiyetin verdiği yetkilerden farklıdır. İdarenin mal üzerindeki yetkisi bazen özel mülkiyeti aşan, bazen ise ondan çok daha sınırlı olan bazı yetkileri ifade eder. Örneğin idare özel malını bile özel hukuk kişisi gibi istediğine satamaz, malı satmak için mutlaka ihaleye çıkılmalıdır. Mal üzerinde istediği gibi irade kullanamaz, kamu hukuku kurallarına tabidir.

Doktrinde “kamu mülkiyeti” denen bir kavram kullanılmaktadır. Aslında mülkiyet kavramı tek bir kavramdır ve kamu mülkiyeti-özel mülkiyet ayrımı yoktur; ancak kamu mallarının ifade edilmesi için kamu mülkiyeti, genel mülkiyet kavramının bir alt kavramı olarak kullanılmaktadır. Kamu mülkiyeti kavramıyla idarenin hizmet ve orta malları ifade edilir. Kamu mülkiyeti kavramı dışında kullanılan ve Türk hukukuna özgü anayasal bir kavram olan “devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mallar” kavramı ise daha çok sahipsiz mallar için kullanılmaktadır. Bazı yazarlar bu kavramın bir aidiyet gösterdiğini, bazıları ise idarenin mal üzerinde yetkileri olduğunu göstermek için kullanıldığını savunmaktadır.

Kıyılar, ormanlar gibi anayasada devletin hüküm ve tasarrufu altında olarak gösterilen yerlerde özel mülkiyet kurulması mümkün değildir. Buralarda kurulan yapılar olsa bile, bu yapılar üzerinde bir özel hukuk mülkiyeti kurulamaz. En başta bahsedilen ekonomik yaklaşım gereği idare, anayasada devletin hüküm ve tasarrufu altında gösterilerek adeta koruma altına alınan bu mallardan bile yararlanmanın bir yolunu aramış ve bu yerlerde kullanım hakları verilmesi formülünü bulmuştur. Kıyıya tersane, ormana dinlenme tesisi yapmak için izin alınabilir ve izin çerçevesinde yapılar kurulabilir; ancak bu yapılar asla mülkiyet hakkı kazandırmaz.

Devletin hüküm ve tasarrufu altında olma kavramının 3 işlevi vardır: 1) devlete yetki verme, 2) yetkinin kapsamını gösterme, 3) malı devlete karşı da koruma. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki malları devlet istese bile satamaz, serbestçe kullanamaz. Mevzuat çerçevesinde malın korumasına yönelik getirilen düzenlemeler devlet için de geçerlidir ve böylece bu mallar devlete karşı da korunmuş olurlar.

B. Tahsis Kavramı

Tahsis, bir malın kamu malı olmasını sağlayan hukuki araçtır. İdarenin kamulaştırdığı bir mal öncelikle özel mal statüsündedir. Bu malın bir kamu hizmetinde kullanılabilmesi veya umumun kullanımına bırakılması için bir tahsis işlemine ihtiyaç vardır. Bir mal tahsisle kamu malı olacağı gibi, kamu malı olmaktan da tahsis kararı ile çıkar. Hizmet malı olan bir mala, söz konusu hizmet açısından ihtiyaç kalmadığında, yine bir tahsis kararıyla bu mal başka bir hizmete tahsis edilebilir, orta malına dönüştürülebilir ya da idarenin özel malına dönüştürülerek ihaleyle satılabilir hale gelebilir. Tahsis ayrıca kamu malından yararlanmanın kurallarını, kimlerin ne şekilde yararlanacağını da gösterir. Kamu malının hukuki rejimini belirleyen şey aslında tahsistir. Dolayısıyla tahsis her işi yapan, kamu mallarının en önemli kavramlarındandır.

 Tahsis sadece bir idari işlem olarak algılanmamalıdır. Tahsis bir müessesedir. Bu müessese, idari işlemle, kanunla, anayasayla, hatta bir sözleşmeyle gerçekleşebilir. Kıyıların kamu malı olmasını sağlayan şey, buna ilişkin anayasa maddesidir, kıyılar bir idari işlemle değil anayasa hükmü ile kamu malı olarak tahsis edilmiş mallardır. Öyle örnekler vardır ki bunlarda açıkça bir tahsise rastlanmaz, kamu malı zımnen tahsis edilmiştir. “Hukuk ve İktisat Mekteplerine Tahsisli Eski Harbiye Nezareti Binasının Tamiri İçin Bütçeden Para Ayrılmasına dair Kanun” bunun bir örneğidir. Kanunun herhangi bir maddesinde tahsise ilişkin bir hüküm yok; ancak başlıkta buna yer verilerek kamu malı zımnen tahsis edilmiştir.

C. Kamu Malı Statüsünün Hukuki Sonucu

Bir malın kamu malı olması, o mala kendiliğinden bir takım özellikler kazandırır. Kamu malları devir ve ferağ edilemez, zamanaşımıyla iktisap edilemez, kamu malları üzerinde ayni hak tesis edilemez, kamu malları tapu siciline kaydedilmez.


KAMU MALLARININ TÜRLERİ

Kamu mallarının türlerinin belirlenmesinde farklı aşamalar söz konusudur. İlk aşamada sahipsiz mal, özel kişinin mülkiyetindeki mal ve kamu tüzel kişisinin mülkiyetindeki mal ayrımı yapılmaktadır. Bunlardan özel kişilerin mülkiyetindeki mallara ilişkin değerlendirme yapılmaz, bunların ayrı rejime tabi tutulamayacağı kabul edilmiştir. Eğer özel hukuk kişilerine ait mallar kamu malı korumalarından yararlanırsa çok fazla kamu malı olacak ve durumu hem hukuk sistemini hem ticari hayatı zor durumda bırakacak diye kabul edilmektedir. Halbuki bazı hallerde özel kişilerin mülkiyetindeki malların da korunması gerekir (özel kişilerin kamu hizmeti görmesi gibi); ancak teori, sakıncaları dolayısıyla bunu kabul etmemektedir.

İkinci ayrımda kamu tüzel kişilerine ait mallar tabi oldukları hukuki rejime göre ayrılıyorlar: kamu tüzel kişilerine ait özel hukuka tabi mallar ve kamu tüzel kişilerine ait kamu hukukuna tabi mallar. Bu durum, idarenin her malının da koruma altında olmaması sonucu doğurmaktadır. Bir mal idarenin özel malıysa ve bir hizmete özgülenmemişse, kamu mallarına özgü korumadan yararlanamaz.

Üçüncü ayrımda ise idarenin kamu hukukuna tabi malları altında bir ayrım yapılmaktadır: sahipsiz mal, orta malı ve hizmet malı. Burada bahsedilen sahipsiz mal, ilk ayrımda bahsedilen sahipsiz maldan farklıdır. Kamu mallarına ilişkin birçok hususta doktrinde ve içtihatta farklı isimlendirmeler vardır ve bu durum çelişkilere yol açmaktadır; ancak idarenin kamu mallarına ilişkin genel kabulün, bu son ayrım altındaki üçlü kategorizasyon olduğu söylenebilir.

İdarenin sahipsiz mal, orta malı veya hizmet malı olmayan tüm malları ise idarenin özel mallarıdır. Bu mallar özel hukuk rejimine tabidirler ve kural olarak kamu mallarına ilişkin korumalardan yararlanmazlar. Bunlara ilişkin uyuşmazlıklar da adli yargıda özel hukuk kurallarına göre çözülür; ancak özel hukuka tabi olmanın bazı istisnaları vardır. Özel kişiler malik oldukları mal üzerinde hukuken mutlak hakimiyete sahiptirler. Malı istediği gibi alıp satabilir, bağışlayabilir. İdare ise özel mallarını istediği gibi satamaz, ihale ile yapmak zorundadır. Bu tür sınırlamalar malın niteliğinden değil, malikin kamu tüzel kişisi olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla özel hukuk kuralları geçerli olsa ve adli yargıya gidilse bile, kamunun özel malları açısından istisnai durumlar göz önünde bulundurulmalıdır.

A. Sahipsiz Mal

Sahipsiz mal, işleve veya niteliğe göre değil, yasal düzenlemeye göre belirlenmiş bir mal kategorisidir. Kıyılar sahipsiz maldır, bunların sahipsiz mal olmalarının sebebi ise anayasada bu şekilde belirleme yapılmış olmasıdır. Burada esas belirleyici kural koyucunun iradesidir, o kıyı niteliğine böyle bir statü yüklediği için bunlar sahipsiz mal sayılır. Yani sahipsiz mal aslında kural koyucunun kendisine kamu malı olma sonucu yüklediği mallardır. Doğal servet ve kaynaklar, ormanlar, kıyılar bu kapsamdadır. Orman, orman olduğu için değil, anayasal koruma getirildiği için sahipsiz maldır. Bir bölge orman niteliğini yitirse bile, hukuken orman olmaya devam eder.

Sahipsiz mal kavramının esas anlamı özel hukuk mülkiyetine konu olamayacak maldır. O yüzden düzenlemelerde de idarenin sahipsiz mallar üzerindeki mülkiyetinden bahsedilmemiş, sahipsiz malların devletin “hüküm ve tasarrufu altında” olduğu söylenmiştir.

B. Orta Malı

Orta malı, sosyal hayatın varlığı açısından en önemli mal türüdür. İnsanların izin almadan kullanabileceği mallar olmaksızın sosyal yaşamın gerçekleşmesi mümkün değildir. Orta malları, insanların izin almadan kullanabileceği mallardır. Bunlardan kural olarak para kazanılmaz veya doğrudan bir hizmet sunulmaz. Orta mallarında malın kendisi hizmetin konusudur, idare orta malını kullanıma uygun biçimde tutarak hizmeti yerine getirir.

Bir malı orta malı yapan veya orta malı olmaktan çıkaran şey tahsistir. Devlet, iktisadi, sosyal, kültürel hayatın gerçekleşebilmesi için orta malları tahsis etmek zorundadır. Tahsis, malın nasıl ve kimler tarafından kullanılacağını gösterir. Bu tahsis bazen açık bir idari işlemle, bazen de zımnen yapılır. Bir mal orta malı olarak tahsis edildikten sonra idare bu mal üzerinde keyfi olarak tasarrufta bulunamaz. Bir malın orta malı olmaktan çıkarılması için idarenin, orta malına ihtiyaç kalmadığını ispat etmesi gerekir.

Orta malı da hizmet malı da tahsisle belirlenir ve bunlar arasında ayrım yapmak her zaman kolay değildir. Orta malını ayırt etmek için herkesin kullanımına açık olup olmaması kriteri kullanılır. “Herkes” kavramının nasıl anlaşılacağı ise her mal özelinde değerlendirilmelidir. Örneğin köylerin orta mallarından sadece köy nüfusuna kayıtlı herkes yararlanabilir. Dolayısıyla “herkes” kavramının içeriği objektif bir kriterle kısıtlanabilir.

C. Hizmet Malı

Hizmet malı, idarenin bir faaliyete özgülenmiş malıdır. Üniversite binaları hizmet malının klasik örneğidir. Üniversite binaları, eğitim kamu hizmetinin yerine getirilebilmesi için özel olarak kurgulanmıştır. Hizmet malının en önemli özelliği de özgülendiği hizmete kurgulanması, o hizmete uygun olarak uyarlanmasıdır. Bir bina sadece hizmete tahsis edilmekle kendiliğinden hizmet malı olmaz, binanın hizmete göre uyarlanmış olması da gerekir. Mal, hizmetin “onsuz olmaz koşulu” olmalıdır. Eğer bir mal hizmet için olmazsa olmaz nitelikte değilse, hizmet malı sayılmaz, hizmet malı olmadığında da kamu mallarına yönelik korumalardan yararlanmaz. Örneğin üniversitedeki amfiler ve derslikler hizmetin onsuz olmaz koşuludur; ancak örneğin dersliklerdeki bilgisayarlar hizmet malı sayılmayabilir. Hizmet malı olmadığı için de örneğin haczedilebilecektir. Hizmet malı olan üniversite binası ise haczedilemez. Zira bina olmadan eğitim hizmeti işleyemez hale gelecektir, dolayısıyla hizmet malıdır. Eğer bilgisayar da bir eğitim hizmeti için onsuz olmak nitelikteyse, o zaman bilgisayar da hizmet malıdır ve haczedilemez. Burada malın hizmetle olan ilişkisine göre karar verilir, malın ne olduğu önemli değildir.

Sadece tahsisin yeterli olmaması, uygulamada ortaya çıkan bazı sorunları çözmektedir. Örneğin borçlu belediyeler, borçtan kaçınabilmek için tüm mallarını hizmetlere tahsis ederek bunların kamu mallarının haczedilmezliği kapsamına sokmaya çalışmıştır; ancak sadece tahsis yeterli olmadığı ve aynı zamana hizmete uyarlanmış olma veya hizmet için onsuz olmaz nitelikte olma şartı olduğu için, belediyelerin doğrudan hizmetle bağlantısı olmayan malları haczedilebilmektedir.


KAMU MALLARINDAN YARARLANMA USULLERİ

Kamu malından yararlanma kavramı, kamunun veya özel hukuk kişilerinin malı kullanmasını ifade eder. İdarenin kendi malını kullanması, bu anlamda bir yararlanma değildir. Örneğin İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin amfileri kullanması maldan yararlanma değildir. Yararlanma, üçüncü kişilere çeşitli imkanlar sağlayan bir müessesedir. Kampüs içindeki bankamatikler, kamu malından özel kişinin yararlanmasına örnektir.

Kamu mallarından yararlanıp yararlanamayacağı tartışma konusu olmuştur. Eski doktrin, kamu mallarının korunması gereken mallar olduğunu savunmaktaydı. Günümüzde ise kamu mallarının parasal değerini göz önünde bulunduran bir yaklaşım kabul edilmektedir. Buna göre kamu malı bir şekilde hayata sokulmalıdır, kamu malı “en uygun yararlanma” ile kullanılarak değerlendirilmelidir. Buradaki en uygun yararlanma en fazla parayı getiren yararlanma değildir. Kamu malının kamu yararına en uygun şekilde kullanılmasını sağlamak idarenin görevlerinden biridir; ancak en uygun şekilde kullanmak, yani kamu yararı bazen parasal olarak değerlendirmeyi de gerektirebilir. İdarenin yapması gereken, her kamu malını kendi içinde değerlendirerek o maldan en uygun yararlanmanın ne olacağını tespit etmektir. Bu bazen malın özel kişiye kiralanması olabilirken, bazen mala hiç dokunulmaması olabilir. Mala hiç dokunmama, özellikle tarihi eserler açısından tartışılmaktadır, bunun dışındaki mallarda idare sadece kamu malını korusun, onun dışında dokunmasın yaklaşımı terkedilmiştir. Tarihi eserlerde bile, bir tarihi eserin korunmasının, eserin hayatın içinde olması, bu tarihi eserden yararlanılmasıyla mümkün olduğunu, terkedilen yapıların zamanla çürüyeceğine dair bir görüşü savunanlar da vardır.

Kamu mallarından farklı usullerle yararlanılabilir; ancak tüm yararlanma usulleri açısından ortak bazı ilkeler vardır. Bu ilkelerden ilkine göre mala zarar verecek hiçbir yararlanma tesis edilemez. Söz konusu ilke, yararlanıcıya malı koruma yükümlülüğü getirdiği gibi, yapacağı faaliyetle mala zarar vermeme yükümlülüğü de getirir.

İkinci ilke tahsisin korunması ilkesidir. Malın kendisine zarar vermese bile tahsis amacına, tahsiste belirtilen usullere zarar veren yararlanmalar da hukuka aykırıdır. Örneğin bir kıyıdan yararlanan yararlanıcı, kıyıya zarar vermemekle birlikte kıyının esas amacı olan denize ulaşma hakkını engelleyecek şekilde yararlanamamalıdır.

Üçüncü ilke ise en iyi yararlanmayı sağlamaktır. Burada da kastedilen en çok parayı almak değildir. En iyi yararlanma kamu yararına en uygun yararlanmadır. En iyi yararlanma ilkesi, ilk iki ilkenin aksine, içeriği ve kapsamı tartışmalı olan bir ilkedir.

Dördüncü ilke, özel kişinin yararlanması halinde mutlaka bir karşılık alınmasını gerektirir.

Beşinci ilke, yararlandırmanın mutlaka bir hukuki muameleye tabi olmasıdır.

Altıncı ilkeye göre idare, kamu malından yararlanmak isteyen herkese bu imkanı sağlamak zorunda değildir. Sınırlı sayıda bankamatik yeri için talep eden bankalara yer verildikten sonra, bunlar dışındaki bankalara da yer verilmek zorunda değildir. Burada bir “hizmetten yararlanma” söz konusu olmadığı için, kamu hizmetinden yararlanmadaki eşitlik ilkesinden burada söz edilemez.

A. Özel Yararlanma

Özel yararlanma, özel hukuk kişilerinin kamu malından yararlanmasına ilişkin bir rejimdir. İdare, malın niteliğini ve kamu hizmetinin devamını gözeterek, özel kişinin kamu malından ticari olarak yararlanmasını sağlayabilir. Hatta bazı hallerde özel yararlanma zaten kamu malının varlık gerekçesidir ve özel kişinin yararlanmasına sunulmadığı sürece malın kamu malı olmasının gerekçesi olan kamu yararı sağlanamaz. Otogarlar, mezar yerleri, limanlar buna örnek verilebilir. Otogar bir kamu malıdır; ancak bu kamu malının amacı şehirler arası ulaşım yapan firmaların kullanması olduğu için, söz konusu firmaların özel yararlanmasına bırakılmayan bir otogar kamu malından söz edilemez.

Kamu mallarından özel yararlanma, özel kişiye, kamu malının bir kısmı üzerinde tasarruf imkanı veren bir müessesedir. Yararlanma ilişkisi sözleşme ile kurulabileceği gibi, idarenin tek taraflı işlemi ile de kurulabilir. İdare daha önce verdiği izni, sürenin bitimini beklemeksizin geri alabilir, daha önce tahsise uygun gözüküp sonradan aykırılığı ortaya çıkan yararlanmayı derhal sona erdirebilir. Dolayısıyla özel yararlanma mutlaka izne tabidir.

Özel yararlanmanın diğer bir kuralı ise mutlaka bir bedele tabi tutulmasıdır. İdare kural olarak bedelsiz özel yararlanma tesis edemez. Bu bedelin belirlenmesinde ise idare adil davranmalıdır. Örneğin otogarda seyahat acentesinden isteyeceği bedel ile kuaförden isteyeceği bedel aynı olamaz. Buna çözüm olarak idareler, ciro üzerinden para alma yolunu seçmiştir, böylece özel kişi ne kadar kazanıyorsa ona oranla bir bedel ödemektedir.

Özel yararlanmanın iki çeşidi vardır: kural yararlanma ve istisna yararlanma. Eğer kamu malından yararlanma kamu malının tahsis amacına uygun, bu amaçla bağdaşır bir nitelikteyse buna kural yararlanma denir. Otogar örneğinde, otogardaki yerlerin özel şirketlere kiralanması tahsis amacına uygundur, hatta tahsis amacının gereğidir ve dolayısıyla kural yararlanmaya örnektir. Bu tip yararlanmalarda idare, talep edenin ve şartları sağlayanın başvurusunu kabul etmek zorundadır, yararlanma talebini reddedemez.

İstisna yararlanma ise kamu malının tahsis amacıyla doğrudan alakalı olmamakla, tahsise uygun olmamakla birlikte tahsise aykırı da değildir, kamu malının tahsis amacına uygun kullanılmasına zarar da vermemektedir. İşte tahsisle “bağdaşabilir” bir yararlanma varsa buna istisna yararlanma denir. Örneğin bir mezar taşı yapan birine mezar yerinde yer tahsis edilmesi istisnai yararlanmadır. Kural yararlanmanın aksine istisna yararlanmada idarenin yararlanma talebini reddetme yetkisi vardır.

B. Genel Yararlanma

Kamu malları, idarenin faaliyetlerinin yerine getirilmesi amacıyla tahsis edilen mallardır. Bu mallardan ticari amaçla yararlanmak isteyenlere yönelik getirilen özel yararlanma rejimi vardır. Bunun yanında, kamu mallarını kullanmak için önceden izin almadan ve karşılık ödemeden, eşitlik ilkesine uygun olarak yararlanmak da söz konusudur ve buna genel yararlanma denir. Yollardan ve meydanlardan yararlanma, genel yararlanma örneğidir; ancak genel yararlanma sadece orta mallarında söz konusu olmaz. İdarenin diğer mal türlerinden de genel yararlanma çerçevesinde yararlanılabilir. Hastanın hastane binasından yararlanmak için izin alması gerekmez. Sağlık kamu hizmetine ulaşmak isteyen bir hastanın izin almaksızın hastane binasına gitmesi de genel yararlanma örneğidir. Tahsis nedeniyle halkın yararlanması açık hizmet mallarından da genel yararlanma söz konusudur (notta örnek yok; ancak müze, çocuk parkı gibi örnekler verilebilir). Bazı hallerde ise hizmet malının tahsisi belli bir kesime yapılmıştır ve sadece belli statüdeki insanların yararlanması öngörülmüştür (yine notta yok; ama bir örnek ben vereyim: Üniversiteden yüksek öğretim alma hakkını sadece sınavı kazananlar haiz olduğu için, öğrenci olmayanların üniversitelerden genel yararlanma ile yararlanması mümkün değildir. Üniversitenin öğrencisi olanlar açısından ise genel yararlanma söz konusudur.)

Genel yararlanma açısından tartışmalı bazı hususlar vardır. Örneğin köprülerden ve otoyollardan alınan ücret tartışmalıdır. Bunlar orta malı olmasına ve genel yararlanmaya tabi olmalarına rağmen ücret alınmaktadır. Bunu açıklamak için “alternatif yararlanma” kriteri getirilmiştir. Buna göre, ücretsiz alternatifi olan, ücretsizinden daha nitelikli olan bir genel yararlanmadan ücret alınabilir. İstanbul’dan Ankara’ya ücretli yoldan da ücretsiz yoldan da geçilebilir, dolayısıyla daha nitelikli olan yoldan ücret alınması hukuka uygun görülmektedir.

Köprüler için ise “yoğun yararlanma” denen bir kriterden söz edilebilir. Köprüler gibi kamu malları, sadece yapıldıkları yerdeki vatandaşların değil tüm ülkedeki vatandaşların verdiği vergilerle yapılmaktadır. Buna karşılık maldan sadece o bölgede yaşayanlar yararlanmaktadır. Bu durum eşitlik ilkesine aykırı olacağından, köprüyü hiç kullanmayanla kullanan arasında bir fark olabilsin diye, köprülerden geçiş ücreti alınması hukuka uygun kabul edilmektedir. Yine nakliye şirketlerinin yoldan yararlanmasının daha yoğun olduğu kabul edildiği için, bunlardan özel araçlardan da fazla ücret talep edilebilmektedir. Zira bunların yararlanması “genelin normalliğini aşan yararlanma” olarak değerlendirilmektedir.

Hiçbir sıfatı olmaksızın maldan yararlananlar açısından genel yararlanma değil, işgal söz konusu olur. İşgalciden, işgal ettiği mala ve süreye göre ecrimisil alınır. Ecrimisil vererek yararlanma meşru bir yararlanma türü değildir. Ecrimisil, gayri meşru yararlanma olan işgalin yaptırımıdır. Danıştay da sürekli ecrimisil tahakkuk ettirilerek bu usulün adeta meşrulaştırılamayacağına, ilk ecrimisilden sonra mutlaka işgali sonlandırmaya yönelik faaliyetin başlatılması gerektiğine karar vermiştir.

İÜHF İdare Hukuku ses kaydı notundaki “kamu malları” bölümünün özeti burada sona eriyor. Tüm konuları bu şekilde paylaşacağız. Çalışmalar sonlanınca ise hepsini bir pdf dosyası olarak sizlere sunacağız.  Böylece sitemize kaliteli bir idare hukuku ders notu daha kazandırmış olacağız. İdare hukuku ders notu ve daha fazlası Hukuk Sebili’nde…

Diğer Makaleler

Leave a Reply

Gerekli alanlar işaretlendi *