İlk bölümü olan idare hukukunun alanı özeti, ikinci bölümü idarenin faaliyetleri ve kamu hizmeti özeti olan özet notları serimizin üçüncü notuyla karşınızdayız: Kolluk Ders Notu. Normalde sadece PDF’ye link veriyoruz ve bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz. Bugün ise kolluk ders notu doğrudan yazı olarak paylaşıyoruz. Bunun sebebi, kolluk ders notu olarak henüz PDF olarak hazırlanmamış olması. PDF olarak hazırlandığında kolluk ders notu PDF halini buraya koyacağız ve indirebileceksiniz. Bu sırada kolluk ders notu aramayın, bu kolluk ders notundan mahrum kalmayın diye hazır olana kadar doğrudan siteden yararlanabilmenizi sağlamak istedik. Kolluk ders notu özeti olan bu idare hukuku ders notu şimdilik sadece bu sayfada, yakında PDF hali hazır olacaktır. İdare Hukuku ders notu sayfamıza yeni notlar gelmeye devam edecek!

DİKKAT: DOĞRUDAN KOLLUK DERS NOTU METNİNE GEÇMEK İSTEYENLER KIRMIZI KISIMLARI OKUMADAN SİYAHLA YAZILI VE TABLO İÇİNDE OLAN DERS NOTU KISMINA GEÇEBİLİRLER. KIRMIZI İLE YAZILI KISIMLAR, TABLO İÇİNDEKİ İDARE HUKUKU DERS NOTU HAKKINDA BİLGİ VERMEKTEDİR.

Aşağıda bulacağınız kolluk ders notu, daha önce paylaştığımız İÜHF İdare Kürsüsü İdare Hukuku Ses Kaydı Notunun özetinin bir bölümü. Kürsünün notu, idare hukuku ders notu deyince ilk akla gelmesi gereken not. Bu kolluk ders notu özeti ise, twitter’da da idare hukukuna ilişkin paylaşımlar yapan Aykut Purde tarafından hazırlandı. Kendisi idare hukukunda doktora yapıyor, bu yüzden de kendi idare hukuku çalışmaları sonucu çıkan özetleri ve diğer çalışmaları, idare hukuku öğrencileriyle ve meraklılarıyla paylaşıyor. Ayrıca Hukuk Sebili’nin destekçilerinden biri.

Her ne kadar bu özet gerçek bir kitap olmasa da, kitap gibi bir idare hukuku ders notunun kolluk ders notu özeti. İÜHF İdare Kürsüsü tarafından hazırlanan ses kaydı notu 500 sayfaya yakın, dolayısıyla bir kitaptan farkı yok. Bu ders notu sitemizdeki en iyi ders notlarından biri, idare hukuku ders notu olarak ise en iyisi diyebiliriz. İdare hukuku dersini alan herkes mutlaka bu ders notunu okumalı.

Aşağıda verdiğimiz kolluk ders notu özeti ise, kısa sürede tekrar yapmak isteyenler için hazırlanmış. Özetlenen not ses kaydından yazılmış bir idare hukuku ders notu olduğu için, derste anlatıldığı gibi yazılmış. Kimi için bu tarz okuması zor olabiliyor. Bu kolluk ders notu özeti ise, ders anlatımı şeklinde olan ders notunu, daha akademik olarak özetlemiş diyebiliriz. Ders notunun sitemizde paylaşılan haliyle aynı başlıklandırmalara sadık kalındığı için isteyenler hem notun orijinalinden, hem de bu kolluk ders notu özetinden yararlanabilirler.

İÜHF İdare Kürsüsü Ses Kaydı Notu çok uzun bir not olduğu için, ders notu özetini de buraya tek parça olarak yapıştırsak, saatlerce sayfada aşağı kaydırmanız gerekecekti. Dolayısıyla özet notunu bölümler halinde paylaşacağız. 10 bölüm yapmayı düşünüyoruz:

  1. İdare Hukukunun Alanı
  2. İdarenin Faaliyetleri ve Kamu Hizmeti
  3. Kolluk
  4. Özendirme, Regülasyon, Özyönetim
  5. İdarenin Muameleleri
  6. Mal Edinme Usulleri ve Kamu Malları
  7. Teşkilat
  8. Kamu Personeli
  9. İdarenin sorumluluğu

Bu bölüm başlıklarını belirlerken nottaki başlıklara sadık kaldık, yani ses kaydı notunda hangi başlık varsa bu kolluk ders notu özetinde de o başlığa yer verdik.

Aykut Purde tarafından hazırlanan İÜHF İdare Kürsüsü Ses Kaydı Notunun Özetini bölüm bölüm paylaşıyoruz, bugün üçüncü bölümdeyiz, nottaki üçüncü konu olan “Kolluk Ders Notu“. Keyifli okumalar.



 

KOLLUK DERS NOTU

KOLLUK

Kolluk, kamu hizmetinden farklı bir rejime sahiptir. İlkeler, işleyiş mantığı, amaç ve araçlar açısından kamu hizmetinden ayrılmaktadır. En başlarda kamu hizmetinin bir alt dalı olarak kabul edilse de, söz konusu farklılıklar, kendine has bir hukuki rejimin ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Hukuki uyuşmazlığın çözülebilmesi için, hayat olayına bakarak hangi rejimin geçerli olacağının tespiti gerekmektedir.

Kolluk faaliyeti, “kamu düzeni” kavramı ile doğrudan ilgilidir. Nasıl kamu hizmetinin başat kavramı kamu yararıydı ve birçok boyutta faaliyeti etkiliyordu, kamu düzeni kavramı da kolluk için bu kadar önemli bir kavramdır ve kolluk faaliyeti kamu düzeni kavramı olmaksızın anlaşılamaz. Kamu düzeni kavramı, “kolluk” kelimesinin faaliyet anlamını göstermek için oldukça önemlidir, zira kolluk kelimesi günlük hayatta birçok farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Kimi zaman personeli, kimi zaman teşkilatı, kimi zamansa doğrudan faaliyeti ifade ediyor. Bunlardan personel ve teşkilat, faaliyet için kurgulanan unsurlardır, esas unsur faaliyettir, diğerleri ise bu esasın sonucudur.

Kolluk faaliyetinin en önemli gündemi, idarenin temel hak ve hürriyetlerle karşılaştığı bu alandaki hukukiliğin sağlanmasıdır. Anayasal ilkeler olmasına rağmen bunlarla yetinilmemiş, bunu aşan birtakım şartlar da diğer hukuki düzenlemelerle getirilmiştir.

Kolluk faaliyetinin 3 boyutu vardır denebilir: 3 temel unsur olan güvenlik, genel sağlık ve dirlik-esenlik unsurlarını korumak; bunlar dışındaki ekonomik kamu düzeni gibi özellikli alanları korumak; suç işlendiğinde fail ve fiile ilişkin veriler toplamak.


KAMU DÜZENİ 

Kamu düzeni kavramı, hukukun temel kavramlarından birisidir. Kamu hukukunda çokça karşımıza çıkan kavram, özel hukukta da, farklı anlamlarda olsa da, kullanılmaktadır. Borçlar hukukunda sözleşme yapma özgürlüğünün bir sınırı olarak kamu düzenine aykırı olmamak kriteri vardır. Kamu düzeni kanunlarla belirlenmiş alanını dışı anlamına gelmektedir ve idare hukukundaki kamu düzeni ile alakası yoktur, sadece emredici kanun hükümlerine aykırı olmamak anlamına gelmektedir.

İdare hukukunda kamu düzeni kavramı, kolluk faaliyetinin amacına ilişkindir. Devlet, kamu düzenini tesis etmekle, korumakla ve bozulduğunda yeniden tesis etmekle görevlidir. Kamu düzenini korumak için gündeme gelen kolluk denetimi, kamu hizmeti dolayısıyla söz konusu olan denetimden farklıdır. Kamu hizmetinde idare, hizmeti gören özel kişiye doğrudan bir takım emir ve direktifler vermektedir, hizmetin iyi işlemesini sağlamaya yönelik tedbirler almaktadır. Kolluk denetiminde ise idare faaliyetin içeriğiyle değil, kamu düzenine yansıyan kısmıyla, yani dış kısmıyla ilgilenir. Kolluk kuralları, insanların toplum olarak yaşamasını sağlayacak tutum ve davranış kurallarıdır. Dolayısıyla kollukta bir faaliyetin nasıl işletildiğinden ziyade, toplumsal yaşamı etkileyen bir yönü olup olmadığını bakılır.

Kolluk, temel hak ve hürriyetlerle idari faaliyetin karşı karşıya geldiği bir alandır. Bu alanda idare “her gün ve her an hukuk devleti olabilme sınavı vermektedir.” Kolluk faaliyetinin güvenliği sağlama görevi ve bununla birlikte gelen potansiyel ihlal ihtimali karşısında öyle bir ilke getirilmelidir ki, hem güvenliği sağlayacak kadar müdahalelere izin verilsin, hem de bunu aşan müdahalelerden idare sorumlu tutulsun. İdarenin haklı müdahale sınırı aşıldığında, hukuki rejim bir “turnusol kağıdı” görevi görsün ve aykırılığı hemen göstersin.

Kamu düzeni kavramı içerisinde 3 unsurun olduğundan söz edilir: güvenlik, sağlık, dirlik esenlik. İşte bu unsurların sağlanmasıyla kamu düzeninin tesis edildiğinden söz edilebilir ve idareye görev ve yetkiler bu unsurların sağlanması için verilir. Bu yetkiler, idarenin keyfi kullanabileceği yetkiler de değildir. Öncelikle kanuni düzenleme, daha sonra bunun yönetmelikle düzenlenmesi gerekir ve böylece idareye, bu düzenlemelere uymayanlara müdahale yetkisi verilmiş olur. İdarenin bu kapsamda re’sen ve cebren kullanabileceği yetkiler vardır. Bu yetkiler, hukuki rejimle çizilen sınırı aşmamalıdır. Bunun yanında idare yetki kullanması gereken bir halde de hareketsiz kalmamalıdır. Yetkinin aşılması sorumluluk gerektiriyorsa, kullanılması gereken bir yetkinin kullanılmaması da sorumluluk gerektirebilir.

Söz konusu kolluk yetkilerinin her olay, her zaman ve her mevsim için aynı olduğu da söylenemez. Örneğin gündüz ve gece kolluk yetkilerinin kapsamı farklıdır, aynı şekilde belli tedbirler yazın, belli tedbirler kışın alınabilir. Ayrıca özellikli bazı yetki alanları da söz konusudur. Örneğin ekonomik kolluk, günümüzün en önemli kolluk gündemidir.

I. Kamu Düzeninin Unsurları

A. Güvenlik

Kamu düzeninin en önemli unsuru güvenlik unsurudur. Güvenliği sağlamak idarenin görevlerinden biridir, zira toplumsal yaşam ancak güvenlikli bir ortamda gerçekleşebilir. Güvenlik, insanların temel hak ve hürriyetlerini güven içinde kullanabilmesini ifade etmektedir. İdarenin böyle güvenlikli bir ortamı sağlamak için ihtiyacı olan hukuki rejim kamu hizmeti hukuki rejimi olamayacağı için, kendine özgü ilkeleri olan kolluk hukuki rejimine ihtiyaç duyulmuştur.

Güvenliğin sağlanması kişinin hem idareden hem de diğer bireylerden gelecek müdahalelerden emin olmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla idarenin, güvenliği sağlamak adına temel hak ve hürriyetlere birtakım müdahalelerde bulunma yetkisi vardır. Bu durum, kolluk faaliyetinin, kişilerin temel hak ve hürriyetleri açısından potansiyel bir tehdidi içermesine sebebiyet vermektedir. Kişiler, idarenin müdahaleleri dolayısıyla uğrayacakları zararların tazminini talep edebilirler.

B. Genel Sağlık

Kolluktaki sağlık unsuru, sağlık kamu hizmetinden farklı bir amacı göstermektedir. Devletin bireyleri tedavi edecek sağlık teşkilatını kurması ve kişilerin hastanelerde tedavi edilmesi, ortak ve genel bir ihtiyacın giderilmesine yönelik bir kamu hizmeti faaliyetidir. Burada bir edim sunulmaktadır. Buna karşılık, sağlığın bozulmasını engellemeye yönelik tedbirler kolluk faaliyetidir. Aşılama, salgın hastalıklara karşı alınan tedbirler, karantina gibi uygulamalar tedavi etmeye yönelik değil, genel sağlığın bozulmasını önlemeye yönelik faaliyetlerdir.

Genel sağlık açısından söz konusu olan tedbirler de güvenlikte olduğu gibi temel hak ve hürriyetlere doğrudan bir müdahale gerektirir. Karantina uygulaması seyahat özgürlüğüne, zorunlu aşı uygulaması vücut bütünlüğüne bir müdahaledir. Dolayısıyla burada da, aradaki dengenin gözetilmesini sağlayacak bir hukuki rejim ortaya konmalıdır.

C. Dirlik-Esenlik

Dirlik-esenlik, teknik olarak en yabancı olduğumuz unsur olabilir. Bu kavram, toplumda sükun ve selamet içinde yaşamayı ifade eder, örneğin ses kirliliği, toz kirliliği, huzursuzluk yaratan unsurlar olmamasıdır. Burada güvenlikten farklı bir unsur söz konusudur, doğrudan kişilerin can güvenliğini ilgilendirmese de toplumsal yaşamı ilgilendiren hususlar vardır. Dolayısıyla idarenin bunları engellemeye yönelik de birtakım yetkilerinin olması gerekir.

D. Özellikli Kamu Düzeni Unsurları

Kamu düzeni, yalnızca bu bahsedilen klasik unsurlardan ibaret değildir. Toplumsal ve iktisadi hayatta meydana gelen yenilikler, zamanla yeni kamu düzeni unsurlarının ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Örneğin piyango için, at yarışları için, kumar benzeri tüm faaliyetler için ayrı bir düzenlemeye ihtiyaç vardır, aksi halde bu alanlarda hilenin önüne geçmek mümkün değildir. Örneğin yerel hayvanların hastalıklardan korunması için, yurtdışından gelen hayvanların denetlenmesi, özellikli bir kamu düzeni alanını göstermektedir. Bu örneklere bakıldığında kolluk tedbirinin, mutlaka kamu düzeninin doğrudan bozulduğu hallerde ortaya çıkmadığı anlaşılmaktadır. Yani idare, bazen yerli hayvan ırklarını korumak için, bazen kumar benzeri oyunlarda hilenin engellenmesi için de kolluk yetkilerini kullanabilir.

Özellikli alanlardan belki de en gündemde olanı ekonomik kolluktur. Ekonomik kolluk, klasik kavramlarla anlaşılamaz, iktisatçılara ve finansçılara has kavramlara da hakim olunması gerekmektedir. Örneğin vatandaşların şüphelenmeyeceği bir şekilde bir hisse sürekli alınarak değeri yükseltilebilir ve yüksekte bir anda satılarak çakılmasına sebebiyet verebilir. Vatandaş bunu anlayamasa da idare görmelidir ve kolluk tedbirleri almalıdır. Bu tedbirler, çoğu zaman klasik kamu düzeni unsurlarında olduğu gibi yasaklamakla, güç kullanmakla alınmaz, ekonomik kolluk alanına özgü, iktisadi işlemler ve finansal hareketler incelenerek bir takım tedbirler alınmalıdır. BDDK gibi kurumlar, bu yöndeki ihtiyacın bir sonucudur.

Özellikli alanlar, her zaman klasik unsurlardan kesin olarak ayrılmaz. Ekonomik kollukta olduğu gibi konusu nedeniyle tamamen bağımsızlaşan bir alan olabileceği gibi, hastalıklı hayvanların denetlenmesinde olduğu gibi, aslında sağlık unsuruyla alakalı olan; ancak sağlığı korumak için genel sağlık tedbirlerinden fazlasına, daha farklı yetkilere ihtiyaç olan alanlar da söz konusu olabilir.

devletler, bitkilerinin ve hayvanlarını sağlığını koruyabilmek için dışarıdan gelen unsurlara karşı tedbir alıyorlar. İngiltere’de deli dana hastalığı gerçekleştiğinde, bütün kanatlı hayvanlar itlaf edildi. Bu bir kolluk tedbiridir. Bu tedbir mülkiyete bakmaz. Kişi bakmak ve tedavi etmek istese bile idare itlaf ediyor. Bunlar özel yetkiler. Dolayısıyla bazılarında özel yetkiler var, bu özel yetkiler sadece kamu düzeninin bozulmasına gündeme gelmiyor.

Ahlak, kamu düzeninin bir unsuru olabilir mi?

“Genel ahlak” olarak adlandırılan unsur, “3,5. unsur” olarak ifade edilmektedir. Genel ahlakın tartışılmasının sebebi, yani meselenin problematiği şudur: idare, dışa yansıyan ve kamu düzenini tehdit eden ahlak ihlallerine müdahale edebilmelidir. Dışarıya yansımadıkça kimsenin ahlak anlayışı diğerlerini ilgilendirmez, aynı şekilde idareyi de ilgilendirmez. İdare ancak kamu düzenini tehdit edici bir durum varsa müdahale edebilir.

Genel ahlak kavramıyla birlikte gündeme gelen bir diğer kavram da “insan onuru” kavramıdır. Bir görüşe gören insanın onurlu bir yaşam sürmesi için gerekli önlemleri almak, insan onurunu zedeleyecek faaliyetleri yasaklamak da idarenin görevidir.

Fransızların cüce atma adeti. Cüceleri birbirlerine atarak geleneksel bir festival düzenliyorlar. İnsan onurunu ihlal eden ve dolayısıyla ahlaka aykırı olduğu için, cüceler para kazandıkları için razı olsalar bile, bu cüce atma oyununun yasaklanmasını kolluk faaliyeti kapsamında görüyorlar. 


II. Kolluk Ayrımları

A. Adli-İdari Kolluk

Adli kolluk-idari kolluk ayrımı, hukuki sonucu olan bir ayrımdır. Adli kolluğun tabi olduğu rejim ile idari kolluğun tabi olduğu rejim birbirinden farklıdır. Adli kolluk, suç işlendikten sonra, kamu düzeni bozulduktan sonra devreye giren kolluktur. Adli kolluğun amiri savcıdır, savcı yetkili kolluk personeline emir ve direktifler vererek suçun soruşturulmasını sağlar. Zira olayda artık kamu düzenini bozan olay gerçekleşmiştir ve adli kolluk kamu düzeninin tesisine uğraşmaz, faillerin yakalanması, verilerin toplanması gibi yargılamaya yardımcı faaliyetleri ifa eder. Adli kolluğun tek görevi budur, herhangi bir cezalandırma yapamaz, sadece mahkemeye intikal sürecinde görevlidir. Cezalandırmayı yapacak olan mahkemedir. Burada kullanılan yetkiler ve usuller, idari kolluk olarak ifa edilecek görevlerde olduğundan farklıdır.

İdari kolluk ise kamu düzeni bozulmadan veya bozulan kamu düzenini yeniden tesis için harekete geçer. Adli kolluktan farklı olarak idari kolluk, yetki verilen hallerde doğrudan cezalandırır, mahkeme kararına ihtiyaç duymadan idari para cezası keser. İdari kolluğun da kendine özgü bu ve benzeri tedbirleri bulunmaktadır ve bu tedbirlerle ulaşılmak istenen hedef kamu düzeninin bozulmasını önlemek veya bozulan kamu düzeninin en kısa zamanda yeniden tesis edilmesi.

İdari kolluk açısından amirler ve memurlar şeklinde bir hiyerarşi söz konusudur. Kolluk tipine göre vali, kaymakam, bakan gibi kişiler kolluk amiri olmakta, faaliyetin niteliğine göre de kimin kolluk personeli olduğu belli olur. Örneğin kolluk personeli ormancılar, amir olarak yukarı doğru bölge şeflerine, orman genel müdürüne ve bakana bağlıdırlar. Vergi kolluğunda vergi denetmenleri gelir idaresi başkanlarına, onlar da maliye bakanlığına bağlıdır. Poliste ise vali ve içişleri bakanlığı gibi makamlar söz konusu olmaktadır. Bu amirler faaliyet alanına göre kolluk personeline emirler verebilecek ve çeşitli yetkiler kullanabilecektir. Yani kolluk faaliyeti bir hiyerarşi içerisinde yürütülmektedir.

B. Genel-Özel İdari Kolluk

Genel kolluk, yetkilerin genel olarak belirlendiği kolluk alanıdır. Burada yasaklama, engel olma, izin verme, men etme, resen icra, cebren icra gibi yetkiler söz konusudur. Hangi yetkinin kullanılacağı da kolluk müdahalesini gerektiren konuya göre değişir, olaydaki ihlalin niteliğine göre tedbir alınması gerekmektedir. Genel kolluk yetkileri, çoğu zaman genel konularda, yani güvenlik, genel sağlık ve dirlik-esenliğe yönelik bir tehdit olduğunda gündeme gelir. Bunlar kamu düzeninin genel unsurları olduğu için, bunlar açısından özel yetki ve usuller öngörülmemiştir, genel yetkiler kullanılması öngörülmüştür.

Özel idari kolluk ise iki biçimde karşımıza çıkabilir. Bazen konu da yetki de özel olurken, bazen konu genel olsa da yetki özel olmaktadır. Örneğin imar kolluğu, hem konusu hem de yetkileriyle özel bir idari kolluktur. Zira bir yandan imar aykırılıklarının tespiti için ayrı bir kolluk gerekliyken, diğer yandan bu kolluğun yasaklama, engelleme gibi genel yetkilerden farklı yetkileri olmalıdır. İmar kolluğunda personelin, herhangi bir süre vermeden bina yıkmaya varacak kadar üstün yetkileri vardır; çünkü yıkılacağını tespit ettiğiniz binanın duruma göre derhal yıkılması, aksi halde can kaybının yaşanması söz konusu olabilir. Böyle hallerde genel yetkilerle tebligat yapıp, süre verip yıkılma riskini göze almak, kamu düzenini korumak açısından etkili bir yaklaşım olmayacaktır.

Konunun genel, yetkinin özel olmasına ise narkotik polisini örnek verebiliriz. Narkotik polis personel olarak farklı olmasa da yetkileri açısından farklılaşmaktadır. Örneğin uyuşturucu satanların arasına girebilmek için ufak suçlar işlemelerine müsaade edilmektedir. Konu güvenliğe, genel sağlığa ilişkin olsa bile, özel ihtiyaç gerektirdiği için özel yetkiler öngörülmüştür.

Özel idari kolluk, kamu düzenin anlayışına paralel olarak alanı sürekli genişleyen bir konudur. Ekonomik kolluk, estetik kolluğu, imar kolluğu, at yarışları, piyangolar hep özel idari kolluktur. Özel yetkiler gerektiren ve özel yetkilerle düzenlenmiş her şey özel idari kolluk alanı içinde değerlendirilmektedir. Özel idari tespit edilebilmesi için mutlaka hangi kanunda düzenlendiğine, ne gibi özel yetkiler verildiğine, karar yetkisinin kimde olduğuna bakılmalıdır.

Sadece menetmekle ilgili bir şey değil, kendine özgü noktaları var. Kişi yapmazsa idarenin yapma yetkisi var. Medeni hukuktaki adına ifa kavramı kapsamında idarenin yetkileri var. Mesela idare binayı sıvamayı emrediyor, eğer kişi sıvamazsa idare sıvıyor ve ceza olarak sıvama için harcanan parayı kişiden alıyor. Kişinin yapma borcu, yapmaması üzerine resen yapılıyor ve yapma bedeli kişiden alınıyor. Böyle yetkiler, bunun özel idari kolluk sayılmasını gerektiriyor.

C. Kolluk Makamları-Kolluk Üstleri-Kolluk Personeli

Kolluk faaliyeti kapsamında genel düzenlemeyi yapan, emir veren ve emri uygulayan makamlar farklı olarak belirlenmiştir. Kolluk makamları düzenlemeler yapar, genel ilkeleri ortaya koyar ve bazı ihtimalleri sayar. Örneğin eskiden izne bağlı olan gösteri yürüyüşleri, artık sadece bildirim koşuluna bağlıdır. Bu düzenlemeyi yalnızca kolluk makamları yapabilir. Düzenlemenin somut olay bakımından uygulanmasını sağlayan ve birel işlemler yapan ise kolluk üstleridir. Kolluk üstü, kolluk makamının yaptığı düzenlemenin somut olaya nasıl uygulanacağına dair bir değerlendirme yapar ve bir karar verir. Bu kararın uygulanmasını da kolluk personeline emreder. Düzenlemeye aykırı bir karar alındıysa kolluk üstünün, emre aykırı bir eylemde bulunulduysa kolluk personelinin sorumluluğu gündeme gelmektedir.

Bu şekilde kademelenme yapılmasının sebebi objektifliği sağlamaktır. Tüm yetkilerin tek bir makama verilmesi halinde ya da düzenleme yapma yetkisinin en alttaki personele bile verilmesi hallerinde hukuki denetim zorlaşır. Herkesin yapabileceklerinin önceden belirlenmesiyle sorumluluk alanları da kesin olarak ortaya konmuş olmaktadır.

D. Kolluk Usulleri

  • İzin
  • Bildirim
  • Yasaklama
  • Cebren İcra
  • Resen İcra

III. Ölçülülük

Kolluk faaliyeti temel hak ve hürriyetlerle bağlantılı bir faaliyettir. Bu bağlantı, hem kamu düzenini sağlamak için temel hak ve hürriyetlere müdahale edilebilmesi açısından, hem de bizzat bu temel hak ve hürriyetlerin özgürce kullanılabilmesinin güvencesi olması açısından söz konusudur. Yani kolluk faaliyeti aslında bünyesinde bir çelişkiyi barındırır. Bir yandan temel hak ve hürriyetler korunmakta, bir yandan kamu düzeni uğrunda temel hak ve hürriyetler sınırlanmaktadır.

İdare, kamu düzenini sağlamak için bile olsa, temel hak ve hürriyetlere keyfi müdahalelerde bulunamaz. Haklı bir müdahale olsa bile, bu müdahale belli sınırları aşamaz. Eğer sınırlara uyulmazsa, temel hak ve hürriyetler açısından birtakım ihlaller meydana gelir. İdare, bir faaliyetin kamu düzenine uygun şekilde yürütülmesini sağlayacak tedbirleri aşan tedbirler uygulayamaz.

Anayasa’nın 13.maddesi, kolluk yetkisinin sınırı için geçerli olarak “ölçülülük ilkesini” koymuştur. Bu ilke, idarenin kolluk faaliyetinin yürütürken hedeflediği amaç ile bu amaç uğrunda kullandığı araç arasında bir ölçü olmasını ifade eder. Ölçülülük ilkesi, hem kanuni düzenleme yapılırken, hem de idari tedbirler sırasında gözetilmesi gereken bir ilkedir, dolayısıyla idareyi bağladığı gibi, kanun koyucu da ölçülülük ilkesine aykırı kanuni düzenleme yapamaz.

Ölçülülük ilkesinin 3 alt kriteri vardır: elverişlilik, gereklilik ve orantılılık. Bu kriterler arasında bir öncelik, sonralık ilişkisi yoktur, hepsi aynı anda bir arada bulunmalıdır. Herhangi birinin eksik olması, ölçülülük ilkesine aykırılığı getirir. Yani bir tedbir hem gerekli, hem elverişli, hem de orantılı olmadıkça ölçülü sayılamaz.

A. Elverişlilik

Elverişlilik, kamu düzenini sağlamak için kullanılan aracın, amacı gerçekleştirmek bakımından istenen sonucu elde etmeye yarayacak nitelikte olmasını ifade eder. Örneğin, trafik güvenliğinin amaç olduğu bir durumda, trafikte var olması bu güvenliği tehdit eden bir araca sadece ceza yazılması, kamu düzeninin sağlanması bakımından elverişli değildir. Elverişli olabilmesi için trafik güvenliğini tehdit etme durumunun ortadan kaldırılması gerekmektedir, bunun dışındaki yöntemler elverişliliğe ve dolayısıyla ölçülülük ilkesine aykırı olacaktır. Kırmızı ışıkta geçene ise sadece para cezası verilmesi yeterlidir, zira onun trafikten men edilmesi değil sadece kurallara uymasını sağlayacak bir para cezası verilmesi elverişli olacaktır. Burada kişinin aynı hatayı tekrarlaması halinde daha elverişli araçlar kademeli olarak devreye sokulmalıdır (örneğin belli puandan sonra ehliyete el koyma), aksi halde “parasını veririm ihlali yaparım” yaklaşımı oluşur.

B. Gereklilik

İdarenin kamu düzenini tesis için kullandığı araç, aynı zamanda gerekli olmalıdır. Bundan kasıt, idarenin, kamu düzenini sağlamaya yarayabilecek onlarca veya yüzlerce yöntemden “en yumuşak olanını” tercih etmesidir. Yani, idareyi aynı hedefe ulaştıracak birden çok yöntem varsa idare, temel hak ve hürriyetleri en az sınırlandıranı seçmek zorundadır.

C. Orantılılık

Orantılılık, varılmak istenen amaçla kullanılan araç arasında orantı olmasını ifade eder. Disiplin yönetmeliğinde her fille aynı cezanın verilmemesi, örneğin bir gün mazeretsiz işe gelmeyen memur uyarı cezası, 10 gün gelmeyene ise istifa etmiş sayılma cezası verilmesi, orantılılık ilkesinin bir gereğidir. Elverişlilikle orantılılık karıştırılabilir. Bazen bir araç orantılı olsa da elverişli olmayabilir, örneğin trafik güvenliğini tehdit eden araca para cezası kesilmesi oldukça orantılıdır; ancak elverişli değildir, tehdidi bertaraf etmez.


IV. Kolluk Yetkisinin Yer Ve Zaman Bakımından Kapsamı

Kolluk yetkisi, her yerde ve koşulda aynı kapsamda zuhur etmez. Bazen daha dar, bazen daha geniştir. Özel konuttaki kolluk yetkileri oldukça darken, açık alanlarda kolluk yetkisi olabildiğine genişlemektedir. Kişi evinde istediği kadar sigara içebilir ve idare buna müdahale edemez, kamusal alanda sigara içmeye ise müeyyide uygulayabilir. Belirtmek gerekir ki konutlarda ve işyerlerindeki müdahaleler daha kısıtlı olmakla birlikte, idare kamu düzenine yönelik bir tehdit üzerine buralara da müdahale edebilir.

Kolluk yetkisi zaman bakımından da farklılık gösterebilir. Gündüz serbest olan bazı davranışlar, gece yasaklanabilir. Bazı faaliyetler yazın, bazı faaliyetler kışın yasaklanabilir (av yasağı gibi).

Dahası, kolluk yetkisi bazı olağanüstü durumlarda da farlılık gösterebilir. Olağan uygulamada avukatların üstünün aranmaması gerekir; ancak geçen senelerde adliyede yaşanan ve savcının şehit edilmesiyle sonuçlanan terör eyleminden sonra avukatların da üstünün aranması gündeme gelmiştir. Zira burada zaman bakımından bir anormallik ortaya çıktığı ifade edilmekteydi, dolayısıyla özellikli durumun gerektirdiği güvenlik tedbirlerini alacak şekilde kolluk yetkilerinin genişlemesi söz konusu olmuştur.

Burada önemli olan, alınan önlemlerin “hayatı zehir edecek” boyuta ulaşmamasıdır. Bütün önlemler öncelikle insanlar için vardır; ancak yapılacak sınırlamanın da bir sınırı olmalıdır. Sırf insan için yapılıyor diye idare her şeyi yapamamalıdır.


V. Kolluk Faaliyetinin Özellikleri

A. Kolluk İdari Bir Faaliyettir

Kolluk faaliyeti, kamu hizmeti gibi bir idari faaliyettir; ancak rejimi kamu hizmetinin rejiminden farklıdır. Bu ikisi idari faaliyetin iki alt dalı olarak görülebilir ve karşılaştırılabilir; ancak birbirinden tamamen ayrı iki hukuki rejime sahip oldukları için ikisini de farklı birer bütün olarak ele alıp mantıklarını anlamak gerekir.

B. Kolluk Yetkisi Kamu Hizmetlerinin Görülmesi İçin Kullanılamaz

Kolluk faaliyeti, idareye zor kullanma yetkisinin verildiği bir faaliyet türüdür. Bu zor kullanma amacı dışına çıkarsa hukuka aykırılık söz konusu olacağından, idare kolluk kapsamında verilen bu yetkiyi başka amaçlar için kullanamaz, örneğin kamu hizmetlerinin daha iyi işleyebilmesi için kolluk yetkilerinden yararlanmak mümkün değildir. Yapılan köprünün taahhüt edilen yolcu sayısına ulaşıp masrafını çıkarabilmesi için diğer yolları kolluk tedbirleriyle kapatmak hukuku aykırı olacaktır. Buna “yetki ve usul saptırması” denir. İdare aynı idare olsa bile, kamu hizmetini görmekle görevli idarenin aynı zamanda bir takım kolluk yetkileri olsa bile, bu şekilde bir kullanım hukuka aykırıdır. Yine benzer bir şekilde idare, kamu mallarının korunması için de kolluk yetkilerine başvuramaz. İdarenin kamu mallarını korumasını gerektiren yükümlülüğü, kolluk rejimi dışında bir hukuki rejimden kaynaklanır, dolayısıyla kolluk yetkileriyle bu alana müdahale edilmemesi gerekir. Zira kolluk yetkilerine sadece kamu düzenini korumak için başvurulması meşrudur, bunun dışındaki kullanımlar, kamuya çok faydalı olsa bile, hukuka aykırı olacaktır.

C. Kolluk Yetkisi Gelir Sağlamak İçin Kullanılamaz

Sadece kamu düzeninin koruma amacıyla verilen kolluk yetkileri, idareye gelir sağlamak amacıyla ve daha az masraf yapmak amacıyla kullanılamaz. İnsanların çokça ihlal yaptığı noktalarda adeta tuzak kurar gibi trafik polisleri görevlendirip, özellikle yıl sonlarında cezalar kesmek hukuka aykırı olacaktır. Eğer bir yerde çok fazla ihlal oluyorsa idare bunu gelire çevirmeye değil, oradaki ihlalin çokluğuna sebebiyet veren unsurların önüne geçmeye çalışmalıdır.

Benzer şekilde, idare elinde fazla eleman olduğu gerekçesiyle, daha az masraf olsun diye, örneğin elden tebligat yapamaz, kolluk personelini bu amaçla kullanması hukuka aykırıdır.


VI. Olağanüstü Yönetim Usulleri

Anayasa’nın 119.maddesi “savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde” olağanüstü hal ilan edilebileceğini öngörmektedir. OHAL’in ilan edilmesi demek, idarenin kolluk yetkilerinin genişlemesi demektir. Yani idareler, OHAL ilan edilmesini gerektiren hallerin ortadan kaldırılması amacıyla birtakım yetkilerinin genişlemesinden yararlanırlar.

OHAL’i gerektiren hallerin hepsi, farklı yetkileri beraberinde getirir. Yani OHAL’in ilan ediliş sebebine göre idarenin genişleyecek olan yetkileri de farklılık gösterir. Örneğin ekonomik buhran sebebiyle bir OHAL varsa, idare bankalardan belli miktardan fazla döviz çekilmesini yasaklayabilir. Deprem gibi bir doğal afet sebebiyle ilan edildiyse, insanların iş makinelerine el koyma ya da zorla çalıştırma gibi yetkiler söz konusu olabilir.

Olağan üstü şartlarla olağan üstü yönetim usullerini birbirine karıştırmamak gerekir. Olağanüstü şartlar sadece OHAL ilan edildiğinde gündeme gelmez. Örneğin bir yerde orman yangını çıkması olağanüstü bir şarttır; ancak olağanüstü yönetim usulü söz konusu değildir. Burada da yetkilerin genişlemesini sağlayan kanun hükümleri vardır; ancak bu, olağanüstü yönetim usulü olduğu anlamına gelmez.


VII. Kolluk Yetkilerinin Çatışması

İdare parçalı bir yapıdan oluşmaktadır, bu parçalı yapı içinde farklı idarelerin aynı hususlarda yetkili olması gündeme gelebilmektedir. Kolluk yetkisi de birden fazla idare açısından “çatışma” söz konusu olabilecek alanlardan biridir. Örneğin bir işletmeye çalışma ruhsatını belediye mi verecek, yoksa işletme turistik olduğu için bakanlık mı verecek? İşte kolluk yetkilerinin çatışmasında bu ve benzeri uyuşmazlıklar karşımıza çıkmaktadır.

Kolluk yetkilerinin çatışması hususunda ilk akla gelen çözüm, genel kanun-özel kanun hususunda olduğu gibi genellik özellik karşılaştırması yapmaktır. Gerçekten de eğer bir idarenin yetkisi diğerine göre daha özel nitelikliyse, özel yetkili olan idarenin kolluk yetkisini geçerli saymak gerekir. Burada “özel yetki genel yetkiyi bertaraf eder”; ancak bunun tespiti her zaman kolay olmayabilir. Yukarıdaki örnekte belediye daha özel yetkileri olan bir kuruluş olmasına rağmen, turizm işi özellikli bir iş olduğundan Turizm Bakanlığı bu yetki açısından daha özel bir yetki kullanmaktadır. Yani bakanlık idare olarak “genel idare” olsa bile, yerel nitelikli olan belediyeye göre daha özel nitelikli bir faaliyet göstermektedir.

Yetkinin genel veya özel olması da her zaman doğru sonuca ulaştırmayabilir. Turizm Bakanlığı ve belediye örneğinde, eğer uyuşmazlık içkili mekanlara ilişkinse verdiğimiz cevap değişmelidir. Zira turistik tesisler için bakanlık yetkili olsa bile, bu özel yetkinin içinde içki satılabilecek saati belirlemek yoktur. Yani bakanlığın yetkisi özel yetki olsa bile, burada “özel yetki genel yetkiye tabi olmalıdır.”

Bunlar dışında ihtimaller de söz konusu olabilir: genel genelle yarışabilir, genel özelle yarışabilir, özel özelle yarışabilir, önceki tarihli sonraki tarihli ile yarışabilir. Önceki tarihli genel, sonraki tarihli özel olabilir; önceki tarihli özel sonraki tarihli genel olabilir.

Genel genelle karşılaştığında, daha genel olana göre diğeri özel sayılır. Perşembe kaymakamlığı genel yetkili olsa da Ordu valiliğine göre özel yetkilidir.

Özelle özel karşılaştığında da aynı mantık işler, daha özel olan yetkilidir. Narkotik, organize suç, olay yeri inceleme gibi özel yetkili polisler var, bunlar içinde olay yeri inceleme hepsinden daha özeldir. Zira o gelinceye kadar olay yerine kimse giremez.

Önceki tarihli ile sonraki tarihli için doğrudan hocadan alıntı yapıyorum, çünkü beynim yandı, bu kadar karmaşık bir denklemi çözmem mümkün değil:

“Problem; önceki tarihli sonraki tarihliye bağlı, çünkü önceki tarihli genel ve sonraki tarihli özel veya önceki tarihli özel sonraki tarihli genel ise ne olacak? Burada; kitaplar duruma göre bakılır şeklinde ifade ediyorlar. Mesela; sonraki tarihli genel, önceki tarihli özeli de dikkate alarak onu değiştiren ve genel içinde eriten bir düzenleme yapmış ise, artık özel yaşamaz. Önceki tarihli olay yeri inceleme, sonraki tarihli genel narkotiğe ilişkin bir düzenleme ile; “Narkotik polisinin görev alanına giren hususlarda narkotik bürosu içinde olay yeri inceleme ile ilgili çalışacak personel ayrılır” denilir, yani geneli düzenlerken özeli de genelin içine alan sonraki tarihli bir düzenleme yapılırsa zımnen önceki tarihli özeli kaldırdığı kabul ediliyor. Ama önceki tarihli özeli açıkça zikrederek genelin içine almak şartıyla mümkün olabilir. Tersi de söz konusudur. Önceki tarihli genel, sonraki tarihli özel genelden koparıyor ise o geçerlidir. Yani; önceki ve sonraki tarihliye yasa koyucunun iradesine bakmak sureti ile önceki tarihli düzenlemeyi dikkate alarak onu değiştirme iradesi var mı yok mu bu değerlendirilerek karar verilir deniliyor. Yasa koyucunun öncekini dikkate alıp, onu değiştirme iradesinin sonraki tarihli düzenlemede ele almış mı almamış mı buna bakılır. Ama; bu hususu ele almamışsa sukutla geçmiş ve bu hususa hiç değinmemişse daha sonraki tarihli de olsa tarihe bakılmadan genel özel yapılır.”

(Tırnak içindeki son paragraf, doğrudan ders notundan alınmıştır ve hocanın cümleleridir.)

İÜHF İdare Hukuku ses kaydı notundaki “kolluk faaliyeti” bölümünün özeti burada sona eriyor. Tüm konuları bu şekilde paylaşacağız. Çalışmalar sonlanınca ise hepsini bir pdf dosyası olarak sizlere sunacağız.  Böylece sitemize kaliteli bir idare hukuku ders notu daha kazandırmış olacağız. Bir çok idare hukuku ders notu ve daha fazlası Hukuk Sebili’nde…