"verba volant, scripta manent"

İdari Yargı Pratik – İÜHF 2015 İdari Yargı Final Cevapları
İdari Yargılama Hukuku Pratikleri

İdari Yargı Pratik – İÜHF 2015 İdari Yargı Final Cevapları 

İdari yargı pratik çalışmaları oldukça keyifli oluyor. Buradaki idari yargı pratik çalışmasında da çok çeşitli soru türleri var. Olaya bağlı sorular olduğu gibi bir mevzuat hükmünün yorumlanması ve metin sorusu da mevcut. İÜHF idare kürsüsü tarafından 2014-2015 yılında çift öğrenciler için yapılmış final sınavının cevap anahtarı. Sınav çok zor değilmiş, bizim zamanımızda idari yargı bir çoğunu ağlatmıştı. Hatta o zamanlar böyle kürsülerin cevap anahtarı yayınlaması bile söz konusu değildi, idari yargı pratik çalışması bulmak zor işti. Ok boomer.

Pratik çalışmaları en başta sadece pdf dosyası olarak paylaşıyorduk. Mobilden giren bazı öğrencilerimiz, pratikleri doğrudan sayfada da görebilmenin iyi olacağını söyledikleri için, artık pratik çalışmalarımızı aşağıda gördüğünüz gibi paylaşmaya da karar verdik, elimizden geldiğince gözünüzü yormayacak şekilde buraya aktarmaya çalıştık. Diğer idari yargı pratik çalışmalarını ve daha önce paylaştığımız tüm pratikleri de yavaş yavaş bu hale getireceğiz. Yine de bu idari yargı pratik çalışmasını indirmek isterseniz, indirme linkini yazının sonunda bulabilirsiniz.

 İDARİ YARGILAMA HUKUKU FİNAL SINAVI CEVAP ANAHTARI

OLAY I

Sağlık Çalışanları Sendikası, (01.01.2011) tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan (2011) yılı “Sağlık Çalışanları Tip Hizmet Sözleşmeleri”nde yer alan bazı hükümler ile bu hükümlerin dayanağı olan ve (29.03.2009) tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar”ın Ek (3)’üncü maddesinin (b) bendinde yer alan “vizeli olduğu birimde fiilen en az bir yıl çalışmış olması, geçiş yapacağı hizmet biriminde aynı unvan ve niteliği haiz boş pozisyon bulunması” ifadesinin iptalini istemektedir

SORU 1: Sendikanın yukarıda bahsi geçen işlemlere karşı “dava açma ehliyetinin” bulunup bulunmadığını gerekçeli olarak belirtiniz. (5 p.)

CEVAP 1: Dava açma ehliyeti, İptal davalarında davacının ihlal edilen bir menfaatinin, tam yargı davalarında ise ihlal edilen bir hakkının olup olmadığının incelenmesidir. Ayrıca davacının medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olup olmadığına da bakılır. Olayda bahsi geçen Sendikanın dava açma ehliyetinin olup olmadığı menfaat ihlali bakımından bir değerlendirme yapmayı gerektirmektedir. Sendikalar Kanununa göre sendika, “işçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için meydana getirdikleri tüzel kişiliğe sahip kuruluşlara denilir. İşçi ve işveren sendikalarına, üyelerinin müşterek ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini ihlal eden idari işlemlere karşı dava açmalarını sağlayan özel hüküm 6536 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda yer almaktadır. Kanunun “kuruluşların faaliyetleri” başlıklı 26/2. Maddesine göre, “Kuruluşlar, çalışma hayatından, mevzuattan, örf ve adetten doğan uyuşmazlıklarda işçi ve işverenleri temsilen; sendikalar, yazılı başvuruları üzerine iş sözleşmesinden ve çalışma ilişkisinden doğan hakları ile sosyal güvenlik haklarında üyelerini ve mirasçılarını temsilen dava açmak ve bu nedenle açılmış davada davayı takip yetkisine sahiptir”. Sendikalar, bu hüküm ile bizzat kanundan aldıkları yetki ile çalışma hayatından, mevzuattan, toplu iş sözleşmesinden veya örf ve adetten doğan hususlarda üyelerinin kolektif hak ve menfaatlerini korumak amacıyla üyelerini temsilen dava açma yetkisine sahip kılınmıştır. Sendikaların kanunda belirtildiği hususlarda üyelerinin ortak menfaatlerine ilişkin konularda açmış olduğu davalarda Danıştay’ın da ehliyet yönünden bir sorun görmediği ve sendikanın ehliyeti olduğu yönünde kararları bulunmaktadır.

SORU 2: “Tip Sözleşme” ve “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar”ı idari işlemin maddi unsuru bakımından değerlendirerek Sendikanın (02.02.2011) tarihinde her iki işleme birden dava açıp açamayacağını açıklayınız.

CEVAP 2: İdari işlemler maddi bakımdan birel işlem genel ve düzenleyici işlem olarak ikiye ayrılmaktadır. Birel işlemler belirli kişi ya da kişilerini veya nesnelerin hukuki durumunu değiştiren, bir hukuki duruma sokan, bir hukuki durumdan çıkaran işlemlerdir. Genel düzenleyici işlemler ise soyut, objektif, gayri şahsi ve sürekli uygulanabilir olma niteliğine sahiptir. Bu bağlamda yukarıdaki soruda bahsi geçen “Tip Sözleşme” ve “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar” maddi bakımdan genel düzenleyici işlem sayılmaktadır. Sendika her iki işleme karşı 02.02.2011 tarihinde dava açabilir. Çünkü İYUK madde 7/4 uyarınca, (İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler.) bir genel düzenleyici işleme karşı dava açma süresi içerisinde dava açılmamış olsa bile o işlemin uygulanması halinde her iki işleme karşı dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. Bu hususta uygulama işleminin birel işlem veya genel düzenleyici işlem olması dava açma süresinin canlanması bakımından bir farklılık oluşturmayacaktır. Olayda bahsi geçen uygulama işlemi ile birlikte dava açma süresi geçen genel düzenleyici işleme karşı dava açma süresi canlanmış olacaktır. Böylece sendika dava ama süresi içinde ister her iki işleme karşı birlikte isterse ayrı ayrı dava açabilecektir.

SORU 3: Mahkemenin, “Tip Sözleşme”nin hukuka uygun olup olmadığı yönünde bir bilirkişi incelemesi yaptırması mümkün müdür? Açıklayınız. Mahkemenin, bilirkişi incelemesi yaptırması durumunda, bilirkişi raporunu taraflara tebliğ etmeden davayı sona erdiren nihai bir karar vermesi mümkün müdür? Kısaca açıklayınız. (10 p.)

CEVAP 3: İYUK madde 31 uyarınca; bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanmaktadır. İdari yargıda bilirkişi incelemesi de İYUK’nda düzenlenmemiş ve HMK’na atıfta bulunan müesseselerden biridir. Dolayısıyla İdari yargıda bilirkişi incelemesi yaptırmak mümkündür. Ancak olayda bahsi geçen hususta bilirkişi incelemesi yaptırmak mümkün değildir. Çünkü HMK’nun Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller başlıklı 266. maddesinde “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” Şeklinde düzenleme yer almaktadır. Dolayısıyla “Tip Sözleşmenin” hukuka uygunluğu yönünde bilirkişi incelemesi yaptırmak mümkün değildir. Sorunun ikinci kısmındaki, bilirkişi incelemesi yaptırılması gereken bir durum olması halinde ise; mahkemenin bilirkişi raporunu taraflara tebliğ etmeden davayı sona erdiren nihai bir karar vermesi mümkün değildir. Mahkemenin usul hükümlerine uymadan veya hukuka aykırı verdiği kararlar temyiz aşamasında bozma sebebidir.

OLAY II

(B), işyerinin hukuka aykırı kapatılmasına yönelik işleme karşı iptal davası açmış, bu dava “süresi içinde açılmaması sebebiyle” reddedilmiş, kesinleşen karar (01.01.2015) tarihinde (B)’ye tebliğ edilmiştir. (B) işlemden kaynaklanan zararın tazmini amacıyla (02.02.2015) tarihinde bir tam yargı davası ikame etmiştir.

SORU 4: Yukarıda anılan iptal davasının süresi içinde açılmaması sebebiyle reddedilmiş olmasının (B)’nin açacağı tam yargı davasının, İYUK’nun (12)’nci maddesi dikkate alınarak, sonucuna etki edip etmeyeceğini tartışınız. (10 p.)

CEVAP 4: İYUK’nun 12. maddesi uyarınca, “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler” şeklinde düzenlemiştir. Ancak 12. maddenin iptal davası üzerine tam yargı davası açılabilmesi yolundaki düzenlemesi ile, süresinde açılan iptal davalarında esastan verilen bir karar üzerine işlemden doğan zararların tazmini için tam yargı davası açılabilmesi amaçlanmaktadır. Bu itibarla iptal davasının süreden reddi halinde açılan tam yargı davasının da süre nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır. (D13D, E.05/4651, K. 05/113, 18.01.2005)

OLAY III

(R) Şirketi Çevre Kanunu uyarınca kendisi hakkında verilen para cezasına karşı İstanbul İdare Mahkemeleri önünde dava açmış, Mahkeme benzer uyuşmazlıkların Ankara İdare Mahkemeleri önünde de görülmekte olduğu gerekçesiyle dosyayı Ankara’daki davalarla bağlantı kararı vermesi için Danıştay’a göndermiştir. Danıştay da davaların bağlantılı olarak Ankara İdare Mahkemeleri önünde görülmesine karar vermiştir.

İlgili Mevzuat: 2577 sayılı iYUK, md. 42/3

“ …Bağlantının bulunup bulunmadığı yolundaki bölge idare mahkemesi ve Danıştay kararları kesindir.”

SORU 5: (R) Şirketi tarafından açılan iptal davasının temyiz aşamasında daha önce Danıştay’ca verilen bağlantı kararının yeniden incelemeye tabi tutulup tutulamayacağını ve davaların İstanbul’da görülmesi veya davalar arasında bağlantı bulunmadığı yolunda karar verip veremeyeceğini gerekçeli bir şekilde tartışınız. (10 p.)

CEVAP 5: 2577 sayılı Kanun’un 38 ve devamı maddelerinde bağlantı hususu düzenlenmiştir. Olayda verilen 42. maddenin 3. fıkrasında yer alan kesinlik ifadesi, bağlantı kararının bir daha gözden geçirilemeyeceği ve incelenemeyeceği anlamına gelmemektedir. Bu ifade, bağlantı kararının o aşama için kesin olmasını ve bölge idare mahkemesi veya Danıştay’ın vermiş olduğu bağlantı kararının, davanın devam edebilmesi adına o aşamada başka bir itirazla karşılaşmamasını ifade eder. Yetki ve görev, kamu düzeninden olduğundan temyiz aşamasında; temyiz mercii, daha önce verilmiş olan bağlantı kararıyla bağlı kalmaksızın eğer dosya görevsiz veya yetkisiz mahkemede görülmüş ise davayı bu yönden bozabilir ve görevli veya yetkili mahkemeyi kararlaştırabilir.

OLAY IV

(E), kendisine tebliğ edilen “idari işleme karşı idari dava açma süresi içinde” Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi kendisinin görevli olmadığı, istenir ise kendisine başvurulması halinde dava dosyasının görevli idari yargı merciine gönderileceği yönünde karar vermiş, (E) de dosyanın idare mahkemesine gönderilmesi için Asliye Hukuk Mahkemesine anılan kararın tebliğinden itibaren (10)’uncu günde başvurmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyası İdare Mahkemesi kayıtlarına Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının tebliğinden itibaren (110) gün sonra girmiş, İdare Mahkemesi de davayı süreaşımı sebebiyle reddetmiştir.

SORU 6: İdare Mahkemesinin vermiş olduğu bu kararın yerinde olup olmadığını gerekçeli bir şekilde tartışınız. (10 p.)

CEVAP 6: Bu soruda İYUK’un 9. maddesi göz önünde bulundurulmalıdır. Olayda; E, davasını idari dava açma süresi içinde görevsiz yargı yeri olan adli yargı yerinde açmıştır. Davada görevsizlik kararı verilmiştir. Bu aşamada E, 9. madde gereği, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 30 gün içerisinde görevli yargı yeri olan idari yargıda davasını açmalıdır. Fakat E, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, kararında, kendisine başvurulması halinde dosyayı görevli yargı yerine göndereceğini ifade ettiğinden dolayı E, kanunda yazılı olan yolu tercih etmemiş ve kendisi gidip görevli yargı yerinde dava açmak yerine Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dilekçe vermiş ve dava dilekçesinin görevli yargı yerine gönderilmesini istemiştir. Kanunun sadece lafzını dikkate aldığımızda davanın idari yargı yeri tarafından reddedilmesinin yerinde olduğunu ifade etmemiz gerekecekti. Fakat olayda E, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararına güvenerek idari yargı yerine kendisi gitmek yerine dilekçeyi bu mahkemeye vermiş olmasından dolayı sorumlu tutulmamalıdır. Ayrıca bu tür uyuşmazlıklarda AİHM; Türk yargısının aşırı şekilci davranmaması gerektiğini ve davasını süresi içinde görevsiz yargı yerine açmış bir kişinin daha sonra görevsizlik kararı üzerine, dava dilekçesinin görevli mahkemeye gönderilmesini istemesi durumunda görevli yargı yerinin davayı süreden reddetmemesi gerektiğini ve dilekçe ret kararı vererek kişiye 30 günlük süre vermesi gerektiğini ifade etmektedir. Dolayısıyla, E’nin davasının süre aşımından reddi kararı hukuka aykırıdır.

DEĞERLENDİRME (TARTIŞMA/YORUM) SORULARI

SORU 7: İYUK’un (16/4)’üncü maddesine göre tam yargı davasında istenilen tazminat miktarında azaltma yapılabilir mi? Açıklayınız. Daha sonra da bu miktar ıslah ile arttırılabilir mi, tartışınız. (10 p.)

CEVAP 7: İYUK’un (16/4)’üncü maddesinde; “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” hükmü bulunmaktadır. Çeşitli ihtimallere göre farklı görüşler ileri sürülebilir. Örneğin; kanun lafzında sadece arttırılabilir dendiği için azaltmanın ıslah yolu ile olmayacağı ve feragat yolu ile olabileceği; dolayısıyla ıslah yolu kullanılmamış olacağından azaltılan miktardan bağımsız olarak ıslah yoluna gidilebileceği ifade edilebilir. Ya da miktar azaltıldıktan sonra hala ıslah yolu mümkün olduğundan, ıslahla miktarın arttırılabileceği fakat feragat edilen kısım artık kesin hüküm teşkil ettiğinden o kısmın ıslah yolu ile tekrar gündeme getirilemeyeceği de ifade edilebilir. Bir başka görüş olarak kanun maddesinde miktar, süre, usul kuralları gözetilmeksizin miktarın arttırılmasına imkan tanındığı için daha önce azaltma yapılmış olsa bile ıslah yolu ile her halükarda miktarın arttırılabileceği de ifade edilebilir. Bu tür görüşlere cevapların gerekçesi dikkate alınarak puan verilmiştir.

SORU 8: 6545 sayılı Kanun ile değişik “İYUK’un (45)’inci maddesinin 1. fıkrasında” belirtilen “ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.” ifadesinin hukuka uygun olup olmadığını tartışınız. (10 p.)

CEVAP 8: Bu soruda; yapılması gereken; hızlı ve etkin yargılama ile adil yargılanma/hak arama hürriyeti gibi ilkeleri karşılaştırarak bir düşünce ifade etmektir. Anayasa’ya aykırılık hususunda Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade edenlere de aykırılık olmadığını ifade edenlere de gerekçesine göre ve bu hususta daha önce verilmiş Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarından söz edip etmediğine göre puan verilmiştir. Hocamızın görüşü ise Anayasa’ya aykırılık bulunduğu yönündedir.

DAVA DİLEKÇESİ YAZIMINA İLİŞKİN OLAY

(N), (20.05.2015) tarihinde İstanbul Pendik’te bulunan evlerinin yanındaki boş parsele asılan tabeladan; (K) inşaat şirketinin Pendik Belediyesi’nden konut inşası için (20.02.2015) tarih ve (111) sayılı inşaat ruhsatının aldığını öğrenmiştir. (N), bilgi edinme talebiyle Pendik Belediyesi’ne başvurmuştur. Belediye bu başvuruya verdiği yanıtta; İstanbul Büyükşehir Belediyesince yapılan (20.05.2012) tarihli (1/5000) ölçekli Nazım İmar Planı ile arsanın yeşil alandan konut alanına çevrildiğini, Pendik İlçe Belediyesince de bu plana uygun olarak (20.06.2013) tarihli, (1/1000) ölçekli planın yapıldığını ve inşaat ruhsatının da buna dayanılarak yukarıda belirtilen tarihte verildiğini belirtmiştir.

Soru 9: (N)’nin vekili olarak bir dava dilekçesi yazınız. (Not: Yazdığınız bu dilekçede talepleriniz ve dilekçede bulunması gereken hususlar değerlendirilecektir.) (30 p.)

CEVAP 9: Dava dilekçesinin sağ üst köşesine yürütmenin durdurulması, savunma alınıncaya kadar yürütmenin durdurulması, duruşma yapılmasının yazılmasına puan verilmiştir(her biri 1 puan). İstanbul İdare Mahkemesi’nin yetkili olduğunun belirlenmesi 2 puan. Davacının kim olduğu 1 puan, davalının Pendik ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi olduğunun tespiti 2’er puan. Dava konusunu doğru tespit eden yani 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli planlara karşı dava açanlara 2 puan takdir edilmiştir. Tebligat süresi yerine öğrenme süresi yazanlara artı 1 puan ve içeriğinde açıklama yapanlara 2 puan verilmiştir. Dava konusu olayda 1/5000 ölçekli plan ile aynı zamanda 1/1000 ölçekli plana karşı dava açanlara 8 puan, sadece 1/5000 veya 1/1000 ölçekli plana karşı dava açanlara açıklamalarına göre 2 veya 3 puan verilmiştir. Talep bölümünde yukarıda yazılanlara doğru olarak talebe koyanlara 3 puan verilmiştir. Avukat olarak imza 2 puan, eklerin yani plan, avukat olarak açılmış ise vekaletname koyanlara 2 puan takdir edilmiştir.


 1. sınıf hukuk pratikleri,  2. sınıf hukuk derslerinin pratikleri3. sınıf hukuk dersleri pratikleri ve 4.sınıf hukuk dersleri pratikleri de ilgili linklerde. 

Diğer Makaleler

Leave a Reply

Gerekli alanlar işaretlendi *